|
|
 |
Ben de Varım
|
 |
|
 |
|
TANRI YÜKSEK MAKAMINA!
“Ben, daha doğar doğmaz işlemediğim bir suçtan dolayı, ömür boyu yürüyememeye, hiçbir işimi kendim yapamadan bir asalak gibi yaşamaya mahkûm ettiğin Soner kulunum. Bana tanrı adildir diye öğrettiler. Oysa sen bana ve benim gibilere verdiğin cezayla adaletsizlik yaptın. Ben senin yerinde olsaydım eğer tüm kullarıma eşit davranırdım. Her varlık bir amaca hizmet etmek için varolur. Ben de canlı bir varlığım. Bu dünyaya gelme nedenim olmalı, bir işe yaramalıyım değil mi? Oysa ben, şu anda bu bedenimle görsel olarak varım ancak. Bir işe yaramak şöyle dursun, kendimi ailemin yaşamının önüne konmuş bir bent olarak görüyorum. Annemin ayağına vurulmuş bir kelepçe, benim bulunduğum ortamdan başka bir yerde yaşamasına yasak koymuş bir gardiyan gibi hissediyorum. Evet, kollarım, bacaklarım var ama işlevleri yok. Merak ediyorum, acaba bunca işinizin arasında benim dünyaya gelişim bir karambole mi geldi?
Tanrım, ya gerçekten var olmak ya da yok olmak istiyorum. Var olmakla olmamanın arasına sıkıştırılmış bir yaşam istemiyorum. Yaşamımın bir anlamı olmalı… İşlediğim herhangi bir suçtan dolayı cezalandırıldığımı da hiç zannetmiyorum! Çünkü bir suç işlemek için zamanım olmadı! Yine de eğer bir yanlışım varsa yeniden yargılanmak istiyorum. Bu güne kadar siyahtı en çok sevdiğim renk! Hüznün, umarsızlığın, yasın sembolü siyah… Yüreğimi saran korkunun rengi, geleceğimin belirsizliği, uykularımın kâbusuydu… Düşlerimin karabasanıydı siyah… Yeşili sevmeye başladım bir ara! Limonküfü, fıstık yeşili, çimen yeşilini… Galiba yeşermeye başlamıştı yaşam tarlasına attığım tohumlar! Kim bilir, belki bir gün kırmızıyı sevmeye başlayacaktım gelecekte! Yeşeren tohumlar belki bir gün çiçek de açacaktı dalında kırmızı, kırmızı! Ne yeşeren tohumlar büyüdü, ne de filizler çiçek açtı dalında! Şimdi bakıyorum da, beklemek de boşuna galiba! İşte tam da bu noktadayım Tanrım, umudumun tükendiği, gecenin yerini gündüze bırakmadığı koyu bir karanlığın içindeyim. İki iyilikten birini istemenin en doğal hakkım olduğunu düşünüyorum. İnsanlar beni anlayamıyorlar… Oh, ne güzel yediğin önünde, yemediğin ardında; ekmek elden, su gölden daha ne istiyorsun, diyorlar… Oysa ben bir insan olarak yaşamak istiyorum. Bazen düşlerimde yürüdüğümü görüyorum, bir masalda yaşıyorum âdeta. O masalda yaşarken, bazen içimden delice şeyler yapmak geliyor. Meselâ, bir marketten şeker çalmak, sonra da çöpe atmak! Ya da yolda, çok kalabalık bir yerde çırılçıplak soyunup gözüme kestirdiğim birini baştan çıkarıp uzun uzun sevişmek, sonra da terk etmek istiyorum! Bazen de gökyüzündeki yıldızları birbirine, Ay'ı güneşe, geceyi gündüze iple bağlamak… Denizin suyunu boşaltıp seyrine bakmak, bazen içimden çılgınca şeyler yapmak geliyor. Yoldan geçenleri kucaklayıp, sizi seviyorum diye bağırmak, yaşamı iyisiyle kötüsüyle paylaşmak istiyorum. Bir dosta güvenmek, bir çırpıda içimi dökmek, kederimi sevincimi ortak yaşamak, güneşin batışını birlikte izlemek istiyorum… Onların duygularına dokunmak istiyorum. Ama öylesine bereketsiz, öylesine verimsiz ki yürekleri! Kıraç toprakların insandan kıskandığı gibi buğdayı, kıskanıyorlar sevgiyi benden. Ve kırmızı gelincikleri üretemiyorlar gönüllerinde. Açıkçası Tanrım, benim varlığımı yeniden değerlendirmeni arz ediyorum. Aslında ben bir suçluyum! Çünkü her gün, günde en az birkaç kez hareketlerimi kontrol edemediğimden dolayı annem benim ihtiyaçlarımı karşılarken kollarım beni dinlemiyor ve bir boksör gibi yumrukluyorum kadıncağızı… Ardı arkası kesilmiyor yumruklarımın. Çok üzülüyorum ama engelleyemiyorum ellerimi. Bozuk bir makine gibi hareket ediyor ellerim bacaklarım. Gün boyunca tekme tokat gırla gidiyor! Ellerim de benden şikâyetçi… Tekerlekli sandalyeme çarpa çarpa parmaklarım nasır tuttu… Simsiyah, kıvırcık saçlarım sürekli yattığımdan dolayı dökülmeye başladı… Bacaklarımı deli bağlar gibi oturduğum arabama bağlamazlarsa eğer, hiç durmadan tekmeler savuruyorum; bu defa da ayakkabım ayağımdan fırlayıp gidiyor ve ayaklarımı durduramadığım için arabanın demirlerine çarpıyorum. Bu yüzden ayaklarım bana çok kızgınlar… Evet, ben suçluyum Tanrım… Doğdum ve doğumumla birlikte ailemin yaşantısına bir karabasan gibi çöreklendim. Ne evde istedikleri gibi sürdürebiliyorlar yaşamlarını, ne de evden uzakta! Benim yüzümden karı koca gibi yaşayamıyorlar bir türlü… Rahatça sevişemiyorlar bile! Annem, her yarım saatte bir yatağımda bir taraftan öbür tarafa döndürmek için yanıma geldiğinden, uyku bile uyuyamıyor… Tüm bunları düşünürken beynimde bombalar patlıyor, davullar çalınıyor, kalbime binlerce ok saplanıyor ve benim bütün vücudum olduğum yerde kurşun yemiş gibi zıplıyorum. Bu hareketlerim yüzünden yemek yerken yediğim şey boğazıma kaçıyor, annem elini gırtlağıma sokarak acil bir operasyonla beni ölümden kurtarıyor. Tabii o anın korkusu ve paniğiyle hastalanıp yatıyor daha sonra. Şimdi bir soru sormak istiyorum Tanrım… Sen benim yerimde ve benim durumumda olsaydın ne yapardın? Bu dünyaya böyle bir insan olarak geldiğim için suçluyum ve cezalandırılmak istiyorum. Mümkünse cezam ölüm olsun lütfen! Saygılarımla arz ederim
| | |
|
|
|
sevgicicegiii
17/2/2007 15:03
Yazar Ertan DOĞAN bu kitabıyla, yaratılan varlıklar arasında kendisinin de 'insan' olduğunu ve herkes gibi düşünebildiğini, yaratabildiğini ve başarabildiğini gösteriyor hepimize.
Yüreğinize, emeğinize ve cesaretinize değer çok güzel bir eser çıkmış ortaya.
Alnınızdan öpüyorum sizi.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı?
Evet
|
Hayır
|
| |
|
|
|
huysuz kuşum
14/12/2006 22:22
Ben emekli bir öğretmenim. Ben de varım adlı kitap bilmediğim birçok şeyi bana öğretti. Yaşamdan zevk almayı, sahip olduğum değerlerin ne kadar önemli olduğunu, adım atmanın, su içmenin kafamı kaşımanın aslında ne kadar zor ve bir o kadar güzel olduğunu öğrendim. Teşekkürler Ertan Doğan, iyi ki varsın
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı?
Evet
|
Hayır
|
| |
|
|
|
turgutlulu
14/12/2006 18:06
Okuduğum kitaplar içinde en iyisi. Bir engellinin yaşamı, düşünceleri ve hayalleri ancak bu kadar iyi yazılabilir. Yazarını kutluyor başarılar diliyorum.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı?
Evet
|
Hayır
|
| |
|
|
|
turgutlulu
14/12/2006 18:00
Okuduğum kitaplar içinde en iyisi. Bir engellinin yaşamı, düşünceleri ve hayalleri ancak bu kadar iyi yazılabilir. Yazarını kutluyor başarılar diliyorum.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı?
Evet
|
Hayır
|
| |
|
|
|
tatacama
13/12/2006 20:38
gerçekten çok etkileyici bir kitap. Yazrını kutluyor devamını bekliyorum
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı?
Evet
|
Hayır
|
| |
|
|
|
agaekrem
13/12/2006 09:38
2 aralıkta dünya özürlüler gününde sevgili tayfun talipoğlunun bam telinde izlediğim ertanın kitabını aldım ve bir solukta okudum çok etkilendim ve çok beğendim her sağlam insan yarının özürlüsüdür sözünü unutmamak için herkesin bu kitabı okumasını isterim iyiki varsın ertan BONCUK
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı?
Evet
|
Hayır
|
| |
|
|
|
ultradikili
12/12/2006 23:20
' İNSANIM' diyen herkesin alıp okuması gereken bir kitap
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı?
Evet
|
Hayır
|
| |
|
|
|
farkındayız
12/12/2006 23:04
Sizi yok sayanlara bu kitabınızlaiyi bir ders vermişsiniz. Başucu kitabı olabilecek, olağanüstü bir anlatımla, yalın bir dille yazılmış insanı içine çeken okudukça kendinizi olayın tam ortasında hissedeceğiniz bir kitap. Zaman zaman gözyaşınızı tutamayacak bazen de tebessüm edeceksiniz. Bir engelli kendi iç dünyasıyla yaşamı bu kadar güzel harmanlayıp bu kadar güzel anlatabilir ancak. Başarının devamını diliyor seni kutluyorum.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı?
Evet
|
Hayır
|
| |
| Aynı konudaki diğer kitaplar için tıklayın: |
Aynı kişilerin diğer kitapları için
tıklayın: |
|
|
|
|
|