Şiir KitapEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimAntoloji.comForumAntoloji.comNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
 
 

Kitap Kişi

 Kitap Ana Sayfa
 Kitaplar
 Kişiler
 Konu Başlıkları
 Yayınevleri
 Kitaplarım
 Kitap İncelemeleri
 Okuyucu Görüşleri
 Kitap Tartışmaları
 Öne Çıkanlar
 Çok Satanlar
 Yeni Çıkanlar
 E-kitap
Eski ne nadir kitaplar
 Eski ve Nadir Kitaplar
 
Beyhude Ömrüm


Yayın Evi: Dergah Yayınları ;
Kategorisi: Edebiyat, Hikaye - Öykü - Masal
İstanbul , 2012-07 , 13,5 x 19,5 cm. , 212 sayfa, Türkçe , Karton .
ISBN No: 9789759951580



Okuyucunun kitaba verdiği puan:
8.7 10 (3 kişi)   
Bu kitaba kim kaç puan vermiş? Tıkla GÖR
12,00 TL
Satın almak için:
 

Eren.com.tr

  Kitap Adresi

Kitapta Kutlu'nun tabiat tutkusu, Anadolu insanının tabiata bakışı ve hayat görüşü ile örtüşmektedir. En derinde ise "fanilik" meselesine değinen metafizik bir boyut vardır. Bu da bir uzun hikâyedir.Beyhude Ömrüm, dış yapısı itibarıyla Türkiye'deki göç olgusundan, köylerin boşalmasından, sosyal bir vakadan bahsediyor. Aslında o bir "tutku" hikâyesidir. Kahramanı kuş uçmaz - kervan geçmez - ot bitmez dağlar başında bir "bahçe" kurmak için çırpınır.

2 okuyucu bu kitap için görüş bildirdi..

9
  Kültürlü Gençlik 16/6/2013 14:26

Mustafa Kutlu'nun bütün hikayeleri güzeldir ama bu hikayesinin tadı bambaşka. Yozlaşmışlık, değişmişlik karşısında verilen mücadeleyi anlatıyor. Mutlaka okuyun.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
7
  Adem Sarı 4 24/12/2012 09:47

Hikaye tam manasıyla Anadolu coğrafyasını, Anadolu köylüsünü, bu insanların hayallerini, mahrumiyetlerini, saflıklarını, hinliklerini anlatmaktadır.Umutlarını bağladıkları çocuklarının birer birer kendilerini terk edip büyük şehirlere göç etmelerinin önünde duramamaları,şen şakrak günlerin yerini sessizliğin alması yazarın kaleminde iç burkan bir anlatımla karşımıza çıkmaktadır.

Artık çayır kuşu ile ardıç kuşunun sesinin ayırt edilmesiyle kimse ilgilenmemektedir,rüzgarın nerden eseceği önemini yitirmiştir. Kimseler dağlardan şifa otları toplamıyordur.Ne dolunaya bakıp dilek dileyen genç kızlar,ne ninelerinin göğsüne başlarını dayayıp masal dinlemek isteyen torunlar,ne de toplanıp buğday kaynatan, erişte kesen,tarhana döken ve bunları yaparken türkü söyleyen kadınlar vardır.Yazar köylerin boşalışını bu şekilde çok etkili bir biçimde vermiştir. Ayrıca övendire,orak,yaba,boyunduruk,düven gibi o hayatın içindeki birtakım araç gereçlerin isimlerinin kullanışı,çok sayıda ağaç,çiçek,ot isimlerinin var oluşu unutulmaya yüz tutmuş kelimelerimizi hatırlatması açısından çok hoş…Hasılı içime işlemiş,çocukluğumun bir kısmının içinde geçtiği bu hayatı okumak beni çok mutlu etti.Öyle tanıdık sahneler vardı,sandım ki yazar dedemi,babamı anlatmış.Çok sıcak bir hikaye ve çok gerçekçi.

Hikaye temmuzun son günlerinde,ekinleri biçen köylülerin anlatıldığı sahneyle başlıyor.Adam, sıcağın kendini iyice hissettirdiği vakit bir ahlatın gölgesine çekiliyor,sigarasını yakıyor ve tarlada çalışan kadınları izliyor.Hepsi de yavuz,dayanıklı,bazen birbirleriyle yarışıyorlar,türkü söylüyorlar bir yandan,onca meşakkete rağmen mutlular.Bir yandan da köyün evlerine bakıyor,üst kısımlardaki Akpınar’ın suyunun da cılızlaştığını,bir türlü bu suyu da köye indiremediklerini düşünüyor.O sırada karşı yakadaki ıslak kayayı görüyor.Oysa o kaya adam kendini bildi bileli vardır,ama bu sefer bir başka görmüştür.Buna bir anlam veremez önceleri. O kayanın mutlaka dibinde su olduğunu düşünür,iyi de bu da hep söylenip durulur zaten.Öyleyse nedir onun dikkatini çeken,üst üste sigara yakar ve birden anlar ki onu ilgilendiren kaya değildir,önündeki yaklaşık iki dönümlük çalılarla,büyük taş parçalarıyla kaplı,ama dümdüz olan toprak parçasıdır.
Sonra aklına askerlik yaptığı yerdeki göz alabildiğince uzanan bağlar,bahçeler gelir.Elma,armut,şeftali,üzüm,nar,kütür kütür yeşil erik..Ormanlarda hiç görmediği ağaçlar,funda,sarmaşık,çeşit çeşit çiçekler…Köyüne bakar bir de,ot bitmez çıplak dağlar,susuz dereler,bodur meşeler,ahlatlar,çakır dikenler…Durup dururken yerinden fırlar,beyninde şimşekler çakmıştır..Neden olmasındır ki,su da vardır zaten,o büyük kayayı parçalayıp,araziyi de temizledikten sonra oraya güzel bir meyve bahçesi kuracaktır,bu fikir onu çocuk gibi sevindirir.Kafasında kurar da kurar,hangi ağaçları dikeceğini, fidanları nasıl bulacağını,orayı sahiplenmesinin hukuken bir sıkıntı yaratıp yaratmayacağını düşünür hep,heyecandan uykuları kaçar.Fikir içinde yer etmeye başladıkça bir yandan da olumsuz düşünceler hücum eder beynine.Şu iş güç zamanı,üstelik harman sonu düğün de vardır; bahçe kuracağım diye şu koca kayayı devirmeye kalkmak da akıl kârı mı der,üstelik muhtarla da arası hiç iyi değildir,oraya yakın bir yerde muhtarın tarlası vardır,kesin bu işe engel olmaya kalkacaktır; ama def eder bunları aklından.

Kasabada babasının askerlik arkadaşı vardır Berber Hacı,bu işleri bilir..Onunla fikir alış verişinde bulunur,hangi fidanları nerden alacak,bahçenin neresine hangisini dikecek uzun uzun konuşurlar.Haftalarca uğraştıktan sonra kayayı parçalar,araziyi temizler,etrafını çalılarla çevirir. Tüm bunlar olurken bin türlü laf çıkar köyde.Kimi babası gibi define aradığını,kimi orda bir maden yatağı bulduğunu söyler.Bu söylentilere yetişmekten bıkmıştır artık,ama söylemek de istemez burayla ilgili planlarını.Nihayetinde her iş bittiğinde fidanları temin etmek için taaa uzak şehirlere bile gider,karların erimesiyle birlikte,çoluk çocuk büyük bir titizlikle fidanları dikerler. Zamanı gelince hepsi meyveye durur,bahçe herkesin dikkatini çeken,imrenerek baktıkları bir güzelliğe sahiptir artık.
Topladığı ürünleri kasaba pazarında istediği fiyata çarçabuk satar,konu komşuya da bir sürü dağıtırlar..Yıllar içinde oğulları İstanbul’a göçer,hanımını kaybeder.Köyde de artık kimse kalmamıştır,üç beş ihtiyardan başka.Bir müddet oğullarının yanında kalır,havaların ısınmasıyla tekrar köyüne döner.Ama ağaçlar yıllardır doğru düzgün ilgilenilmediğinden meyve vermez olmuştur,ama o her gün bahçesine gider gelir.Oğulları yanlarında kalması için ısrar eder,milletin kendilerini ayıpladıklarını,babalarına bakamadıklarını konuştuklarını filan söylerler ama o elalemin lafıyla hareket etmeyeceğini,köyde kalacağını söyler.Yıllar geçer,artık bahçeye bile inemez durumdadır,kışları da köydedir.Hangi akla hizmetse diz boyu karda bahçesine gider,kavakları budamalı,kuruyan ağaçları söktürüp yenilerini dikmeli filan derken ayağı kayar yere düşer. Debelenip durur fakat kalkamaz yerinden.Kar hızlanmıştır,yüzüne gözüne konar.Aklında hâlâ çiğdemler,kuş sesleri,şeftali çiçekleri vardır.Üzerine dökülenler kar tanesi değil de beyaz meyve çiçekleridir adeta; artık telaş yerini teslimiyete bırakmıştır.

Gözlerimde yaş,dilimde dua
Öldüm ve bir bahçeye gömüldüm.

sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 

 
Paylaşın
Bu kitap hakkındaki düşüncenizi yazın.
  Önerin
Kitabı arkadaşınıza önerin.
  Ekleyin
Kitabı "Kitaplarım" listenize ekleyin
 
Aynı konudaki diğer kitaplar için tıklayın: Aynı kişilerin diğer kitapları için tıklayın:
 Bu kitaplara da bakın
Kürk Mantolu Madonna
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
Allah De Ötesini Bırak
Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda
Kırmızı Pazartesi
Türkiye’de Gezintiler : 1906’da İstanbul ve Anadolu
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: BEYHUDE ÖMRÜM KİTABI

Antoloji.com
21.08.2014 13:09:17  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]