Şiir KitapEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimAntoloji.comForumAntoloji.comNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
 
 

Kitap Kişi

 Kitap Ana Sayfa
 Kitaplar
 Kişiler
 Konu Başlıkları
 Yayınevleri
 Kitaplarım
 Kitap İncelemeleri
 Okuyucu Görüşleri
 Kitap Tartışmaları
 Öne Çıkanlar
 Çok Satanlar
 Yeni Çıkanlar
 E-kitap
Eski ne nadir kitaplar
 Eski ve Nadir Kitaplar
 
Cesur Yeni Dünya

Aldous Huxley; Yayına Hazırlayan: Savaş Kılıç; Tercüme: Ümit Tosun; Kapak Tasarımı: Füsun Altıner
İthaki Yayınları;
Türkçe (Orijinal Dili İngilizce) 332 s. 11 x 18 cm. İstanbul, 2002 ISBN: 9756902167, 3. Baskı



Bu Kitapla ilgili daha fazla bilgi için tıklayın >>

Gelecek, geldi!

Cesur Yeni Dünya günümüzden yetmiş yıl kadar önce yazılmış karşı-ütopya, bir kara kitap. Dünya henüz bu kadar vahşileşmemişken, ama neler olabileceğine dair güçlü ipuçları varken. Huxley yazdığı kitaptaki gibi bir dünyanın altı yüz yıl sonra olabileceğini öngörmüştü! Oysa, gelecek, geldi!


Ulvi ATEŞ  (Antoloji.Com)
 
DEĞERLENDİRME TABLOSU
Doyuruculuk 9
Kurgu 9
Genel Olarak Kitap 9
 
“Dünyada düzeltebileceğiniz, daha iyi yapmayı başarabileceğiniz ilk ve son önemli kimse kendinizsiniz.'

Bin yıllardır düşünülen ideal devlete dair yazılan ve herhalde Platon’la başlayan zincirin bir halkası da Thomas More’un Ütopia’sıydı. Kabaca “yok yer” veya “olmayan güzel yer” anlamına gelen Ütopia, Kolomb keşiflerinin etkisiyle yazılmış kurgusal bir metindi. Aynı zamanda da –ardından gelen her ütopya gibi o da- yaşadığı ülkedeki yönetimin çürümüşlüğünün, çökmüş toplumsal yaşamın eleştirisiydi.

Fakat öyle bir çağı yaşamak zorunda kaldık ki; yirminci yüzyılın ikinci büyük savaşında elli milyon insan öldü örneğin, “küçük çocuk –little boy-“ koca bir kenti tek lokmada yuttu, -hala yaşanan- ambargolar Irak’ta on binlerce çocuğu kırdı, geçirdi… Ve bu dünyanın yarattığı karamsarlıktan karşı-ütopyalar doğdu: 1984, Cesur Yeni Dünya. İnsanın yarattığı / yaratacağı cehennemlerin broşürleri.

1984, Stalinist sistemin eleştirisi olarak yazılmıştı. İnsanların korkularını kurcalayan, bilinçaltına seslenen bir karşı-ütopyaydı. Oysa günümüzde Echelon denen bir sistem var Büyük Birader’in yerine. Irak’ın işgaline sebep olan ve hala bulunamayan silahlarla ilgili uydurma belgeleri ve dünyayı yanlış yönlendiren yalan ifadeleri bir düşünün. Dünyanın her tarafında gizli-açık/kirli-temiz operasyonlarla iktidarların nasıl değiştirildiğini. Başka ülkelerde cinayet işlemek için istihbarat örgütlerine yetki verebilen senatoları…

Cesur Yeni Dünya’da günümüzden yetmiş yıl kadar önce yazılmış karşı-ütopya, bir kara kitap. Dünya henüz bu kadar vahşileşmemişken, ama neler olabileceğine dair güçlü ipuçları varken. Huxley yazdığı kitaptaki gibi bir dünyanın altı yüz yıl sonra olabileceğini öngörmüştü! Oysa, gelecek,geldi!

'belki de bu dünya başka bir dünyanın cehennemidir”

Cemaat, Özdeşlik, İstikrar sacayağına oturan bir dünya var karşımızda. Ford’dan Önce ve Ford’dan Sonra diye ayrılmış ve yeni bir milat belirlenmiş bir zamanda yaşanıyor. F.S. 632 yılındayız. T Model otomobiliyle bantta seri üretime başlayan Ford, yepyeni bir çağın İsa’sı. Hatta Ford, İngilizce’de tanrı anlamına gelen Lord kelimesiyle yaptığı ses benzerliğiyle de daha vurgulu ve anlamlı hale geliyor. Yeni Dünya’yı anlatan kitap aslında Eski Kıta’da, Londra’da geçiyor.

Peki, neyi anlatıyor bu kitap? Kimilerinin belirttiği gibi bilim-kurgu mu, içinde dünyaya dair kehanetler mi var, umutsuz bir entelektüelin karamsar metinleri mi yoksa? Şimdilik bilim-kurgu sayılabilecek yerleri var elbette. Kehanetse, Huxley şöyle demiş: “Cesur Yeni Dünya, gelecek hakkındadır ve sanatsal ya da felsefi nitelikleri ne olursa olsun, gelecekle ilgili bir kitap bizi ancak, geleceğe dair kehanetleri akla uygun şekilde gerçekleşebilirse ilgilendirir”, ne dersiniz, ilgilendiriyor mu bizi? Yaşadığımız dünyayla ilgili dertleriniz varsa, evet ilgilendiriyor. Çünkü kitapta bireyden nesneye dönmüş / dönüştürülmüş insan (?) ve bu nesneleri üreten bir düzen var. Nesneler; sistemin gereksiniminin olduğu beş ana sınıfta (alfa, beta, delta, gama, epsilon) , yaşamlarının her alanında karakteristik, fiziksel özellikleri ve “kader”leri belirlenmiş olarak çıkıyorlar yumurtadan. Bokanovski süreci denen kuluçkalandırma ve kopyalama işlemleriyle birbirlerine özdeş olarak üretiliyorlar. Bir seferde her şeyleriyle birbirlerine benzer doksan altı canlı üretiliyor örneğin! Ve doğumdan itibaren yaşamın içinde karşılarına çıkabilecek her şeye karşı koşullandırılıyorlar. Delta sınıfı bebeklerin kitaplardan ve çiçeklerden nefret etmesi Pavlovvari bir yöntemle sağlanıyor. “Kölelerin köleliklerini sevdikleri” o ideal (!) sistem bu şekilde varlığını sürdürüyor. Annelik, babalık gibi kavramalar –doğal olarak- yok ve bu kavramlar komik ve pornografik bulunuyor. Çünkü nesneler “herkes herkes için” anlayışıyla yaşıyorlar. Tuhaf ayinlere katılıp,”sistemin tahsis ettiği soma hapları”yla her türlü sıkıntıdan uzak, kaygısız şekilde haz denizinde yüzüyorlar.

Yeni Dünya kabaca böyle bir yer. Peki bu “ İstikrar içerisindeki Özdeş Toplum” dışında bir yer yok mu? Var elbette. Yerlilerin, vahşilerin yaşadığı ilkel Eski Dünya. Yeni Dünyalılar’ın turistik geziler yaparak sistemlerine imanlarını tazeledikleri yer. Bu ilkel dünya romana bir, daha doğrusu iki kahraman katıyor. John Savage (Vahşi) ve Shakespeare. Savage’ın annesi Yeni Dünyalı olmasına rağmen bir gezide kazara orada unutulmuş ve yine kazara hamile kalıp, Savage’ı doğurmuş.Savage okuyabildiği tek kitap olan Shakespeare derlemesiyle yaşamını biçimlendiriyor, dünyaya ozanca bir algılamayla bakıyor ve sirk maymunu yapılması niyetiyle getirildiği Yeni Dünya’daki saçmalıklara soneler ve oyunlarla karşı durmaya çalışıyor. Ama Eski Dünya’da “ yabancı” olduğu için dışlanan, Yeni Dünya’da ise yaşam alanı bulamayan Vahşinin dünyası bu ağırlığı taşıyamıyor. Önce bir adada inzivaya çekiliyor, sonra da Vahşi, vazgeçiyor… Çünkü Cesur Yeni Dünya’da olmaması gereken şey duygudur.

Vahşinin dışında Lenina gibi, Bernard gibi kahramanlarla da karşılaşıyorsunuz. Veya Mustafa Mond’la. Sistemin çocukları. Kendini özne zanneden nesneler. Ya da Helmhotz gibi üretim hataları(!) . Hepsi de kitaptaki ağır kehanetlerin-ki kehanetlik bir yanı kalmadı artık- çarpıcılığını gözümüze sokuyor. Anlayana tabii.

Huxley kitabı yazdıktan bir süre sonra şöyle der:“O zamanlar bunu gelecekte 600 yıl sonraya atmıştım. Bugün tek bir yüzyıl içerisinde bu dehşet üzerimize çökebilecek gibi görünmektedir”. Evet, gen teknolojisi henüz fabrikasyon üretime geçemese de; popüler kültür endüstrisi birkaç model temelinde tek tip “ nesneler” üretiyor çoktandır. Bu “mamuller” kurulu bulunan kast düzeninin farkında olmadan yaşamlarını sürdürüyorlar. Süregiden bu çağdaş kölelik medyanın baş rolünü oynadığı; ailelerin,eğitim sisteminin vd. lerinin içinde olduğu koşullandırmalarla inanca dönüşüp aktarılıyor. Kitaplara, dizilere, magazinlere, gazetelere, radyolara bir bakın: Cesur Yeni Dünya’dan ne farkı var? “Yeni Dünya Düzeni (YDD) “ denen, tektipleştirici bir düzen. Ötekine yaşam hakkı tanımayan, farklı düşüneni yok sayan, istediğini –sisteme uyanı- yüceltip, istemediğini eriten bir cadı kazanı.

İstikrar (!) için bombalarla demokrasi ihraç ettiğini sanan; kraker yemeyi bile beceremezken, aldığı vahiylerle (!) bizleri özgürleştirmeye çalışanların olduğu bir dünya. Ve bu dünyadaki “bizim” soma haplarımız: Post-Yeşilçam melodramı diziler, BBG evleri, sabah-akşam şekerleri, Hollywood filmleri, metalli naaşlı fırtınalar, ferrarisini satan bilgeler… Hepsi burada otuz iki kısım tekmili birden! Uyuşun, uyuyun!

Kitabın, okuyacak olanları bakmaktan görmeye götüren bir rehber olmasını umuyorum (çok abartılı ve çok nahif belki) . Ortalıkta bu kadar ıvır zıvır matbuat dolaşırken iyi bir seçim olur. Fantezik bir masal gibi okunmadığı sürece…

KİTAP HAKKINDA

El değmemiş kitaplar kadar, belki daha da fazla severim el değmiş kitapları. Okunmuş, üzeri yazılıp çizilmiş, kim bilir hangi maceralardan geçmiş kitaplar… Kitap almak için çıkıp, sahaflara yolunu mutlaka düşürenler anlayacaktır ne demek istediğimi. Bu yüzden size “kitabın kapağı güzel, Türkçe’si şöyle “ gibi bir takım açıklamalarda bulunmayacağım, bulunamayacağım. Çünkü elimdeki kitap 1945 basımlı, M.E.B.’nın “Dünya Edebiyatından Tercümeler” serisinden, Orhan Burian’ın çevirisini yaptığı bir kitap. Künyedeki yayınevinin kitabına bakmadım, dolayısıyla söyleyebileceğim bir şey yok. Ama eski veya yeni basım, hangisi olursa olsun kitaplığınızda bulunması gerekiyor. Thomas More’la koyun koyuna…

YAZAR HAKKINDA

1894'te doğdu. On altı yaşında, geçirdiği bir rahatsızlık sonucu bir yıl kör kalması, Huxley'in iç dünyasını keşfetmesine olanak verdi.Yirmili yaşlarının başında şiir ve öyküler yazmaya başlamasına karşın, yazın dünyasında ilk tanınışı Crome Yellow (1921) adlı romanıyla oldu. Bunu izleyen romanları Antic Hay (1923) , Those Barren Leaves (1925) ve Point Counter Point (1925) , Huxley'nin çağdaş toplumun kusurlarını zekice olduğu kadar, acımasızca yargıladığı birer dahiyane taşlamadır. En bilinen eseri olan Cesur Yeni Dünya'nın (1932) da aralarında bulunduğu birçok romanında yazarın, İkinci Dünya Savaşı öncesinde tehlikeli bir şekilde kontrolden çıkmakta olduğunu hissettiği toplumun karmaşasına gösterdiği düşünsel tepkiler kolaylıkla hissedilebilir.

Darwin'in ateşli savunucularından ünlü biyolog Thomas Henry Huxley'in torunu, gene ünlü biyolog Sir Juilan Huxley'in kardeşiydi. Annesi, şair ve denemeci Matthew Arnold'ın yeğeniydi. Babası Leonard Huxley ise Cornhill dergisinin sahibi ve yöneticisiydi. Bilimi ve edebiyatı birleştiren bu entelektüel miras Huxley'in dünyaya bakışının temelini oluşturdu.

1908-14 yılları arasında yaşadığı üç sarsıcı olay, annesinin ölümüyle ailesinin dağılması, Eton'da öğrenciyken onu neredeyse kör olma noktasına getiren göz hastalığı ve kardeşinin intiharı Huxley'in tüm gençliğini etkiledi, hayatında silinmez izler bıraktı. Yaşamının sonuna kadar göz hastalığıyla savaşmak zorunda kaldı.

1916-20 yılları arasında, daha çok Fransız Simgecileri'nin etkisini taşıyan şiirlerden oluşan dört kitap yayımladı. Askerlikten muaf tutulan Huxley bir süre bir çiftlikte tarım işçisi olarak çalıştı. 1919'da Maria Nys ile evlendi. Kısa öykülerinin yer aldığı Limbodan (1920) sonra kendisini üne kavuşturan Crome Yellow (1921; Krom Sarısı) adlı ilk romanı yayımlandı. Romanı F. Scott Fitzgerald övgüyle karşıladı. 1923'ten sonraki yıllarının büyük bölümünü İtalya'da geçirdi. 1930-37 arasında Güney Fransa'da yaşadı. 1925'te yayımlanan romanı Those Barren Leaves'i (Şu Kısır Yapraklar) W. B. Yeats İngiliz romanına felsefenin dönüşü olarak değerlendirdi. Huxley'in ilk 'fikir romanı' sayılan Point Counter Point (1928; Ses Sese Karşı) ününü daha da pekiştirdi. Ama ona asıl ününü Brave New World (1932; Cesur Yeni Dünya) adlı gelecekçi yergi romanı sağladı. 1937'de ABD'ye gitmek üzere Avrupa'dan ayrıldığında ününün doruğundaydı. Aynı yıl ikliminin gözlerine iyi geleceği inancıyla Kaliforniya'ya yerleşti ve ölünceye kadar orada yaşadı. 1954 yılında yayımlanan The Doors of Perception (1954; Algı Kapıları) ve devamı niteliğindeki Heaven and Hell (1956; Cennet ve Cehennem) geniş yankılara yol açtı. Kitap 'beat kuşağı'nın başucu yapıtlarından biri oldu. The Doors topluluğu adını bu kitaptan esinlenerek aldı, ayrıca yapıt The Beatles'in Sergeant Pepper albümüne esin kaynağı oldu. 1955'te Maria Huxley öldü. Aldous Huxley bir yıl sonra psikoterapist Laura Archera ile evlendi. 1958 yılında Brave New World Revisited (Yeniden Ziyaret Edilen Cesur Yeni Dünya) yayımlandı. 1962'de yayımlanan Island (Ada) son romanıdır. Aynı yıl Los Angeles'deki evi yandı. Huxley kendi sözleriyle artık 'mülksüz ve geçmişi olmayan' bir adamdı. 22 Kasım 1963'te Hollywood'daki evinde öldü.

Huxley 1940'lı yıllardan sonra Doğu mistisizmine ilgi duymaya başladı. Ölmeden bir yıl önce yazdığı Ada'da. bir yaşam boyu sürdürdüğü arayışını Zen Budizm'de noktaladığını anlıyoruz. (Bilimkurgu2000.com’dan alıntı)

Ulvi ATEŞ
Antoloji.Com

(c) Antoloji.Com'dan izin alınmadan kopyalanamaz, yeniden yayınlanamaz.

Lütfen bu yazıyı değerlendirin: (10 en iyi; 1 en kötü; tıklayın)
 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10 

 
Ulvi ATEŞ tarafından incelenen diğer kitaplar: 
 

Bu yazı hakkındaki düşüncenizi, yazının katıldığınız / katılmadığınız yönlerini Ulvi ATEŞ ile paylaşmak ister misiniz?

Buraya yazacağınız mesaj doğrudan, yazarın e-mail adresine gönderilecektir. Mesajınıza yanıt almak istiyorsanız adınızı ve e-mail adresinizi belirtmeyi unutmayın. 

Adınız:   E-mail Adresiniz:




Lütfen sadece bir kez basın ve bekleyin.

  - tiklayin - Bu sayfaya link ver Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: CESUR YENİ DÜNYA KİTABI

Antoloji.com
27.11.2014 07:24:27  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]