Ana Sayfa  | Yardım  | İletişim       Antoloji'de arayın:  
Antoloji.com  ŞiirEtkinliklerŞarkılarResimForumNedir?E-KartÜyelerGruplarSMS

Kitap Kişi

 Kitap Ana Sayfa
 Kitaplar
 Kişiler
 Konu Başlıkları
 Yayınevleri
 Kitaplarım
 Kitap İncelemeleri
 Okuyucu Görüşleri
 Kitap Tartışmaları
 Öne Çıkanlar
 Çok Satanlar
 Yeni Çıkanlar
 E-kitap
Eski ne nadir kitaplar
 Eski ve Nadir Kitaplar
 
Eksik Şiir

Sezen Aksu
Metis Yayınları;
2006, 1. Baskı, 13,5x21, 224 sayfa, Türkçe, K.Kapak.
ISBN No: 9753425880



Bu Kitapla ilgili daha fazla bilgi için tıklayın >>

Bir küçük iz bırakmak için...

Madem ki bu yazıyı okumaya niyetlendiniz, bilesiniz: Bu yazı, bu satırları yazanın hiç olmadığı kadar taraflı bir ruh halinde yazılmıştır.

Çünkü küçücük bir çocukken başlayan bir maceradır Sezen’le aramdaki “aşk”. Uzaktan uzağa, şarkılarla…


Ulvi ATEŞ  (Antoloji.Com)
 
DEĞERLENDİRME TABLOSU
Mutluluk 10
Keyif 10
Genel Olarak Kitap 10
 
Madem ki bu yazıyı okumaya niyetlendiniz, bilesiniz: Bu yazı, bu satırları yazanın hiç olmadığı kadar taraflı bir ruh halinde yazılmıştır.

Bu yazıyı yazmaya niyetlendiğim andan itibaren sonunu getiremediğim cümleler kurup durdum. Hayatımın neredeyse tamamını kaplayan, benim için çok önemli olan bu insanın kitabına bir mersiye yazmak farzdı, bu yüzden kâğıdın başına oturup oturup kalktım. Her şey çok iyi başlamıştı hâlbuki; kitabı aldım, bir çırpıda (ezbere bilmeme rağmen, yeniden) okudum. İlk defa bir şiir kitabını okurken kulağımda ezgiler gezindi, mırıldandım; sonunda hepsini bitirdim ve niyetlendiğim işe başladım: Kitabını Sezen’in mısralarına anlattıracaktım. O esnada –sanıyorum Cumhuriyet’in Kitap Eki’nde- Ahmet Oktay’ın bir yazısına rastladım; üstat, Sezen Aksu’ya şair dersek yıllardır şair dediğimiz büyük ustalara ayıp olmaz mı diye soruyordu özetle… Bir ustadan bu eleştiriyi okuyunca etkilendim elbette ve yalpalamaya başladım. Ta ki geçen akşam Murathan Mungan’ın sitesinde okurlarının yeni yılını kutlarken yazdığı yazının içinde yer alan şu bölüme rastlayana dek: “Yıl biterken, ben kaç yıldır beklemenin ödülünü aldım. Şairin dediği gibi, 'Hayat sana teşekkür ederim. (http://www.murathanmungan.com) ”. Evet, Mungan “Şairin dediği gibi” diyerek kilidi kırmıştı işte. Derin bir oh çektim ve okuduğunuz yazıyı yazdım.

Aslında biraz sonra göreceksiniz, yazının çoğu Sezen’in kelimelerinden ve cümlelerinden (mısra mı demeliydim?) yürüyor. Ben sadece anlamını bozmadan bir metin haline sokmaya çalıştım onları. Yeterli oldum mu bilemem, içim rahat değil, daha fazlasını yapmak elbette mümkün ama yazının bir an evvel başka insanlara ulaşmasını istiyorum, derdim bu...

Ortalıkta bir sürü sıfatlar ve bu sıfatları rütbeleri gibi taşıyan insanlar var: divalar, süperstarlar, megastarlar… Bizdeki starlar kadar çok yıldızı bulutsuz bir gecede gökyüzünde bile göremezsiniz! Sezen ise “Minik Serçe”dir. Çünkü o kitabın sunuş yazısının altına yazdığı gibi Sezen’dir, hani bir arkadaşınız size bir kitabı armağan ederken altına ismini yazar ya, bu da tam öyle işte. Bahsederken soy ismini söylememek rahatsızlık vermez bana, böyle bir ağırlıkla ezilmem. Çünkü küçücük bir çocukken başlayan bir maceradır Sezen’le aramdaki “aşk”. Uzaktan uzağa, şarkılarla…

İlkokuldaki sevgilimle o masum ve gizli aşkı yaşarken de Sezen vardı yanımda, ortaokul ve lisedeki mahçup bakışmalarda da (inanılır gibi değil belki ama on beş sene önce böyle naif yaşanan bir ülkeydi burası…) , özel radyoların hayatımıza girdiği o ilk zamanlardaki radyo istek programlarında istek yaptığım şarkılarda da… Âşıkken, terkedilmişken, mutluyken, acı çekerken; hep… Büyüyüp hayatı anlamaya başladıkça da yanımda oldu, hatta ben onunla beraber büyüdüm, birbirimizi büyüttük.

On sekiz yaşındayken Kaybolan Yıllar’ı yazdı. Aslına bakarsanız düpedüz bir olgunluk dönemi şarkısıdır. Sonra Belalım, Git, Gidiyorum… Sadece aşki şarkılarla doldurmadı hayatımı, yanlış anlaşılmasın! Gülten Akın’la, Melih Cevdet’le, Ü. Yaşar’la, Kemal Burkay’la hiç beklemediğim anlarda şiiri müziğine sarmalayıp sunuverdi… On yedisinde asılan çocuklar için de söyledi, Sivas’ta katledilenler için de; herkes sus pus yaşarken, susmaktan medet umarken Cumartesi annelerinin yanında oldu, yeri gelince Anadolu’yu Kadıköy’den ibaret sananlara da bir güzel Anadolu ezgilerini belletti…

Hepimiz gibi bir insan Sezen: ne eksik, ne fazla; deli, âşık, tutkulu… Belki bu yüzden kızamıyorum ona “çakkıdı” gibi tuhaf şarkılar yaptığında; en fazla “delidir, ne yapsa yeridir” deyip geçiştiriyorum, affediyorum. Önceden çok kızardım, kırkından sonra demek ki böyle azılıyor filan derdim; ama sonra anladım ki hayır, Sezen tam da olması gerektiği gibi yaşıyor, yazıyor. Dümdüz, bir çizgiye dâhil olarak yaşayan robotlar değiliz; inişlerimiz, çıkışlarımız var hepimizin, Sezen’in de öyle. Zaten kasetlerinde de bu iniş çıkışları fark etmişsinizdir. Çok yumuşacık, şahane bir parça biter, peşinden soğuk duş etkisi yapan oynak bir parça başlar. Kitabı yayına hazırlayan Semih Sökmen bu durumu şöyle anlatıyor: 'Sezen Aksu'nun belli ki yıllarca zihnini meşgul etmiş temaları var ve

o kendi temalarına çok sadık bir insan. Fark ettim ki, bütün bu temalar bir sinüs eğrisi çiziyor. Yükseliyor, alçalıyor sonra tekrar yükseliyor. Aşklar, tutkular, heyecanlar, arzular, sonra hayal kırıklıkları, vazgeçişler, bırakışlar, acılar... İnişler, çıkışlar... Tıpkı hayatın ritmi gibi. Kitaba Sezen Aksu'nun bu ritmini ve her şeye rağmen insandan umudunu kesmeyişini yansıtmak istedim.' Yani ağır şiirlerle hafifleri(!) koyun koyuna…

Velhasılı iyi bir kitap “Eksik Şiir”. Her iyi kitap gibi dizgisi güzel, baskısı güzel, kapağı çok güzel (ve imgeli) . Sizin payınıza düşense, bu kitabın keyfini çıkartmak; fark edeceksiniz ki şiirleri okurken kulağınıza çalınan onların bildik ezgileri değil sadece, bu yazılanların kendi içlerinde de bir müziği, ritmi var, her şiir gibi.

Çünkü evet, elinizde tuttuğunuz bu kitap, bir şiir kitabıdır. Hadi şimdi içeriye buyurun:

Kanayıp, ne kadar tutabilirsin gül uğruna dikeni


Kıran kırana bu hayatın içinde nefes alabildiğimiz o güzel anların sebeplerinden biri; suyun, ağacın, toprağın bilgeliğinin farkında bir kadın Sezen Aksu: ana kraliçe, tanrıça...


Her insan biraz romandır, kahramandır, biraz yalandır belki ama Sezen Aksu çoğunluğumuzun dili, dudağı, kalbi, vicdanıdır; aşkı, acıyı, hasreti, hüznü tarif etmemize yardımcı olandır. Bizim gibi aşklar yaşadığı ve acılar çektiği için derdimizi bilen ve anlayan, sonra da anlatandır...

Çocukluktan gençliğe oradan daha ileriki yaşlara geçişimizin her anında aşkı tarif eden, yol gösteren, deniz fenerimiz, kılavuzumuz; içimiz kanarken de mutluluktan uçarken de içimizden patlayan duyguları yine bize en iyi anlatan...


Ben bu dünyayı anlayamadım dese de alt tarafı insanım işte herkes gibi dese de bakmayın siz öyle dediğine, hepimiz biliriz o başka bir âlemdendir.


Bu hayat dediğin hediyenin el kitabı yok der bir yandan, bir yandan da yakala saçından tut hayatı diye kılavuzun en has maddesini fısıldar çaktırmadan...

İçinde yaşam izleri bulunan şarkı sözleri bu kılavuz üzerinden gitmektedir çünkü. Sevdim der: Tüketilmiş, yaşanmamış, hediyelik hayatlarla boğuşurken; insan kendine ne kadar yenik bunu anlarken sevdim… Zor zamanlarında bile sevdiğini, hep sevdiğini söyler: Ertelendim hayattan sevdim …

Yaşadığımız hayatın karmaşasında, kargaşasında, bu boğuntularda zarını hep hayata ve aşka atan bir kadındır Sezen Aksu. Sevgilim bizi aşk kurtaracak diye bir çığlık atar, savaşlardan daha güçlüdür aşk diye haykırır, başını eğme dik tut / bırakma peşini, hayatın ateşini, gel diye çağırır sevdiğini. Eğmez başını bu yürek çula çaputa eğmez diyerek kışkırtır hepimizi aşka vurgunum ben diyerek tarafını açık eder, hiç aşksız, sevgisiz olmadım ki siz niye olasınız diye sorar.


Ruhum aşkın esiri başka esaret sevmez/ asi başım bir aşka boyun eğer diye sürdürür diyeceklerini. Aşk kadınıdır evet, kalbim bedenimden de büyük diyerek açıklamıştır sebebini. (Aynen küçükken götürüldüğü doktorun dediği gibi: “bu can bu bedene büyük geliyor! ”)

Zamanın herhangi bir yerinde Sezen’i dinlemişseniz Ah ağrıyor kalbim demişsinizdir mutlaka sevdiğinize.


Dua gibi büyü gibi ezberledim hasretini/sen her şeye rağmensin, ebediyensin demeyi öğreten bu kadın bize aşkı öğretir, anlatır ve bir yandan da şunu söyler: aşk acıtır


Git git git..me dur deseniz de giden ve artık gelmeyen o sevgiliye özledim çok özledim/ her şey bana seni hatırlatır unutmak isterken diye yalvarırken –ve bundan gocunmazken- buluverirsiniz kendinizi;

bir lodos lazımdır şimdi size,


bir kürek, bir kayık,

zulada birkaç şişe yakut, yer gök kırmızı...


Yeri göğü kırmızıya bulayıp içinize efkar doldururken de yalvarırsınız: Unutma beni unutma/ bilirsin unutulmak dokunur ya her insana…

Ama hepimiz biliriz, hayat öyle insafsız ki hepimizin alnına oyalı da hasret düşmüş ve acının yüzölçümü yeryüzünden çokmuş, bunu öğrenirsiniz Sezen’den. Küçüğüm daha çok küçüğüm derken büyümeye başladığınızı fark edersiniz; yaşadığınız acılar, aşklar, ıstıraplar öyle dayanılmaz gelir ki bin yıldır yaşadığınızı sanırsınız, oysa bir an gelir ne kadar az yol almışım ne kadar az / yolun başındaymışım meğer dersiniz ve anlarsınız ki siz de herkes gibisiniz, herkes kadarsınız, mırıldanırsınız ağlama anne benim için ağlama / ben de herkes kadar aldım acılardan. Acının insana kattığı değeri bilirim diyebildiğinizde ise yani bunu anladığınızda, acı tatlı ne varsa hazinemdir diyecek olgunluğa ulaştığınızda artık adıyorum aşka geri kalanımı mısraını söyleyerek büyümenin, bilginin ve bilgeliğin doygun dünyasına adım atarsınız.

Ulvi ATEŞ
Antoloji.Com

(c) Antoloji.Com'dan izin alınmadan kopyalanamaz, yeniden yayınlanamaz.

Lütfen bu yazıyı değerlendirin: (10 en iyi; 1 en kötü; tıklayın)
 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10 

 
Ulvi ATEŞ tarafından incelenen diğer kitaplar: 
 

Bu yazı hakkındaki düşüncenizi, yazının katıldığınız / katılmadığınız yönlerini Ulvi ATEŞ ile paylaşmak ister misiniz?

Buraya yazacağınız mesaj doğrudan, yazarın e-mail adresine gönderilecektir. Mesajınıza yanıt almak istiyorsanız adınızı ve e-mail adresinizi belirtmeyi unutmayın. 

Adınız:   E-mail Adresiniz:




Lütfen sadece bir kez basın ve bekleyin.

  - tiklayin - Bu sayfaya link ver - tiklayin - Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2007. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu


09.05.2008 22:13:00
» Ana Sayfa  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Antoloji Kulübü  » Gruplar  » SMS  » Yardım  » İletişim
iddaa - Hastaneler - evden eve nakliyat - böcek ilaçlama - son dakika - Güneş Yanığı - Hastane - Poşet - çiçekçi - tatil - web tasarım - Psikoloji Psikolog - perde - Burun Estetiği - çiçek siparişi - çiçekçi - evden eve nakliyat - perde - antibakteriyel el temizleme - evden eve nakliyat - perde - çiçekçi - burun estetiği - stor perde - çiçek - Zayıflama Bandı - bölme duvar - İnsan Kaynakları - kemerburgaz emlak - butik otel - Özel Hastaneler - kiralık tekne - Prefabrik Ev - estetik dişhekimliği - çiçek - estetik cerrahi - lazer epilasyon - Sadece Türkçe Oyunlar - Sağlık - Emlak
[Buraya reklam verin]
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İletişim