Şiir KitapEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimAntoloji.comForumAntoloji.comNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
 
 

Kitap Kişi

 Kitap Ana Sayfa
 Kitaplar
 Kişiler
 Konu Başlıkları
 Yayınevleri
 Kitaplarım
 Kitap İncelemeleri
 Okuyucu Görüşleri
 Kitap Tartışmaları
 Öne Çıkanlar
 Çok Satanlar
 Yeni Çıkanlar
 E-kitap
Eski ne nadir kitaplar
 Eski ve Nadir Kitaplar
 
Frankfurt Seyahatnamesi

Ahmet Haşim
Yapı Kredi Yayınları;
Kasım 2004, 1.baskı, 13.5x19.5, 83 sayfa, Türkçe, K. Kapak.
ISBN No: 9750808754



Bu Kitapla ilgili daha fazla bilgi için tıklayın >>

Bir solukta okuyacaksınız..

'Frankfurt Seyahatnamesi', Haşim’in İstanbul’dan trenle, tedavi amacıyla Frankfurt’a doğru seyahat etmesiyle başlar.Tedavisinin bitmesi, Haşim’in Frankfurt Seyahatnamesi’nin de sona ermesi demektir.


Hatice Mine Bahadır  (Antoloji.Com)
 
DEĞERLENDİRME TABLOSU
Genel Olarak Kitap 10
 
Ahmet Haşim Türk Edebiyatı’nın en önemli şair ve yazarlarından biridir. 1887 yılında Bağdat’ta dünyaya gelmiş ve 1933 yılında İstanbul’da ölmüştür. Eserleri genelde şiir sanatı üzerine olmakla beraber, böbrek rahatsızlığı yüzünden tedavi olmak için gittiği Frankfurt’ta kaleme aldığı Frankfurt Seyahatnamesi adlı eserinde Alman kültürü, toplumu ve düzeni hakkında yakından gözlemler edinmiş ve bunları bir araya getirerek kendi seyahatnamesini oluşturmuştur.

Frankfurt Seyahatnamesi', Haşim’in İstanbul’dan trenle Frankfurt’a doğru seyahat etmesiyle başlar. Her ne kadar Haşim’in asıl amacı Frankfurt’ta tedavi olmak olsa da, aslında o bu seyahati bir tür keşif, bilinmeyen memleketleri ve toplumları gözlemleme ve bir nevi yaşadığı sıkıcı ve monoton hayattan kaçış olarak görür.

Ona göre, insan, hayatının tatsızlığından ve etrafında görüp bıktığı şeylerin o yorucu aleladeliğinden bir müddet kurtulabilmek ümidiyle seyahate çıkar. Haşim bu seyahatini “harikuladelikler avı” olarak adlandırmıştır çünkü bu seyahati esnasında hiç bilmediği ve görmediği bir çok şeye tanık olacak ve bu deneyimlerin tadına varacaktır.

Seyahatnamenin başlangıcında Haşim trende gece yolculuğu yapmaktadır. İstanbul’dan ayrılmanın verdiği hüzünle beraber gece ile birleşen hisleri sayesinde kasvet çökmüştür. Gece yolculuğunda düşünceleri arasında gel git yaşarken uyuyakalır ve uyandığında Bulgaristan’da olduğunu fark eder. Bulgaristan’da tren penceresinden gözlemlediği kırlar sonradan göreceği Alman ve Avusturya kırlarına benzememektedir.

Yaptığı gözlem sonucunda şu kanıya varır: Bulgaristan hiçte anlatıldığı kadar güzel bir ülke değildir ve Bulgar medeniyeti her nedense istasyonlara yakışmıyordur. Bulgaristan’dan ayrıldıktan sonra Frankfurt’a olan yolculuğu devam eder fakat Haşim’in seyahatnamesinde belirttiği gibi, tarif edilmez bir iç sıkıntısı vardır. Tren boş ve neşesizdir ve etrafında sohbet edeceği kimse yoktur.

Yine de, pencereden seyrettiği manzaranın keyfini çıkarmaya bakar; ona göre manzara seyretmek gerçekten de muhteşem bir duygudur. Diğer bir yandan, insan zekasının öneminden bahseder. Haşim, insan zekasının tabiatın içinde değil, tabiatın yanında ayrı bir kuvvet olduğunu belirtir. Bunun yanı sıra, seyahat ne kadar rahat ve eğlenceli olursa olsun yine için için anlaşılmaz bir endişe tohumu taşır.

Frankfurt’a ulaşmadan önce, Avusturya Almanya hudut şehri olan Passau’ya varır ve bu şehirden itibaren Avrupa’nın farklılığını hissetmeye başlar. Bir anda her yerde değişimler olduğunu fark eden Haşim, dışarıdaki büyük istasyonun mimarisi, geniş rıhtımlar, istikamet gösteren oklar ve spor, dağ ve göl ilanları ile tabelalar karşısında çok şaşırır.

Bu hudut şehrinden ayrıldıktan sonra, asıl varış yeri olan Frankfurt’a ulaşır ve trenden sadece kendisi bir de midesinden rahatsız olan genç bir Romanyalı iner. İki hamalın eşliğinde oteline doğru gider, o anda etrafı gözlemleyemeyecek kadar yorgundur. Ertesi sabah kahvaltıdan sonra sokaklara keşfe çıkan Haşim, Avrupa’nın diğer ülkelerden farklı olmasının yanı sıra, aslında her Avrupa şehrinin birbirine çok benzediğini belirtir.

Haşim’e göre, hayatında büyük bir Avrupa şehri gören bir adam, kendini, sonradan göreceği bütün büyük Avrupa şehirlerini evvelden görmüş sayabilir çünkü bu şehirler birbirinin eşidir. Caddelerde dolaşırken, önemli bir şeyin farkına varır; kafası ne olursa olsun, bir insanın, Avrupalı unvanına hak kazanmak için mutlaka sırtında ceketi, ayağında bir pantolonu ve başında bir şapkası olması lazımdır; bu hazin ve renksiz kıyafet aslında medeniyetin üniformasıdır.

Frankfurt caddelerinde dikkatine çeken kavramlar genelde binaların mimarisi, yolların genişliği ve mağazaların çekiciliğidir. Bu caddeler her ne kadar gündüz çok çekici ve alımlı görünseler de, gece olunca tüm bu ayrıcalıklar lacivert rengin etkisiyle yok oluyor ve medeni Avrupalı’lar gecenin karanlığında sokaklarda koşuşturmaya başlıyorlar.

Haşim’e göre Almanya pembe ve büyük bir elmadır fakat içi kurt doludur. Burdan da anlaşılabileceği gibi, Haşim kendi ülkesine, geleneklerine ve özüne bağlı bir milleyetçidir ve bu yüzden her ne kadar “Avrupa” olarak adlandırılsa da buradaki düzeni ve hayat tarzını pek tasvip etmemektedir.

Haşim, Frankfurt keşfi sırasında ünlü yazar Goethe’nin müze evini ziyaret eder ve buradaki kalabalık onu şaşırtır. Yıllar geçmesine rağmen Goethe unutulmamıştır fakat bu değerli ev ise kendi halinde çürümeye bırakılmış ve herhangi bir restorasyon yapılmamıştır. Daha sonra, tedavisi için randevu aldığı, o zamanın meşhur doktoru Profesör Volhard’ı ziyarete gider.

Frankfurt Hastanesi’ne girdiğinde gözlemlediği mimari ve klinikteki estetik Haşim’i etkiler ve yine Avrupa’nın kendi ülkesinden nasıl da farklı olduğunu belirtir. Hastalığının teşhisinden sonra hastanede yatılı olarak kalmaya başlar ve izin günlerinde arkadaşları ona şehre gidip gezmesini, bira içmesini ve özellikle akşamları tiyatroya gitmesini tavsiye eder.

Fakat bu teklifler ona cazip gelmez çünkü o tam bir İstanbul hastasıdır. Daha sonra Frankfurt’un aile şehri olduğunu ve Almanya’da asıl eğlence şehrinin Berlin olduğunu öğrenir. Yine de, hastanede yatağında yatıp, odasının penceresinden bahçeyi seyrederken kendi kendine eğlenmeye ve zevk almaya çalışır. Gözlemlediği ve tanık olduğu her şeyi seyahatnamesine yazar.

Bu gözlemleri sırasında dikkat ettiği bir şey, bahçede sincapların gezmesidir. Böyle korkak bir hayvanın Frankfurt Hastanesi bahçesinde bu şekilde emniyetle dolaşması onu hayrete düşürür. Ve Haşim daha sonra hayvanla insanın bu güzel arkadaşlığına gördüğü bütün Avrupa şehirlerinde tanık olduğunu belirtir. Seyahatnamedeki bu gözlemden de anlaşılacağı gibi, Avrupa şehirlerinde hayvanlara en az insanlar kadar önem verilmektedir.

Frankfurt’u keşfi sırasında Haşim’in karşılaştığı en büyük zorluk Almanca bilmemesidir ve eğer başına bir şey gelirse, derdini insanlara nasıl anlatacağını düşünmek bile onda büyük bir korku yaratır. Bundan başka, gözlemlediği başka bir önemli mesele ise yaşlılara verilen değerdir. Frankfurt sokaklarında dolaşırken çok güzel görünen bir parka girer ve bu parkın oradaki yaşlılara özel olduğunu öğrenir.

Bir Alman’a sorar, böyle güzel bir bahçeyi yaşlılara ayırmaktan daha güzel bir fikir yok mudur, diye. Ve Alman cevap verir, bir de olsa bin de olsa, gençte olsa yaşlı da, Alman Alman’dır ve Alman Hükümeti bu insanları her zaman korumak ve refahını sağlamakla sorumludur. Haşim’in yaptığı bu gözlemden de çıkarılacak sonuç Avrupa ülkelerinde insana ve insan yaşamına verilen değerdir.

Tedavisinin bitmesi, Haşim’in Frankfurt Seyahatnamesi’nin de sona ermesi demektir. Yaptığı derin gözlemlerden sonra, artık Frankfurt’tan ayrılma vakti gelmiştir ve Haşim sabahın beşinde yine sessiz ve sıkıcı bir trenler o çok özlediği yurduna geri dönmek için yola koyulur. Bu tren yolculuğu Haşim’in Frankfurt keşfinin ve seyahatnamesinin de sonudur...

Hatice Mine Bahadır
Antoloji.Com

(c) Antoloji.Com'dan izin alınmadan kopyalanamaz, yeniden yayınlanamaz.

Lütfen bu yazıyı değerlendirin: (10 en iyi; 1 en kötü; tıklayın)
 1   2   3   4   5   6   7   8   9   10 

 
Hatice Mine Bahadır tarafından incelenen diğer kitaplar: 
 

Bu yazı hakkındaki düşüncenizi, yazının katıldığınız / katılmadığınız yönlerini Hatice Mine Bahadır ile paylaşmak ister misiniz?

Buraya yazacağınız mesaj doğrudan, yazarın e-mail adresine gönderilecektir. Mesajınıza yanıt almak istiyorsanız adınızı ve e-mail adresinizi belirtmeyi unutmayın. 

Adınız:   E-mail Adresiniz:




Lütfen sadece bir kez basın ve bekleyin.

  - tiklayin - Bu sayfaya link ver Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: FRANKFURT SEYAHATNAMESİ KİTABI

Antoloji.com
21.10.2014 18:07:21  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]