Şiir KitapEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimAntoloji.comForumAntoloji.comNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
 
 

Kitap Kişi

 Kitap Ana Sayfa
 Kitaplar
 Kişiler
 Konu Başlıkları
 Yayınevleri
 Kitaplarım
 Kitap İncelemeleri
 Okuyucu Görüşleri
 Kitap Tartışmaları
 Öne Çıkanlar
 Çok Satanlar
 Yeni Çıkanlar
 E-kitap
Eski ne nadir kitaplar
 Eski ve Nadir Kitaplar
 
Kapitalizmin Arkaik Kültürü

; Çeviren:
Yayın Evi: Yordam Kitap;
Kategorisi: Sosyoloji (Toplum Bilimleri)
Ocak 2012, 14.0x20.0, 238 sayfa, Türkçe, Ciltsiz.
ISBN No: 9789944122191



Okuyucunun kitaba verdiği puan:
5.0 10 (1 kişi)   
Bu kitaba kim kaç puan vermiş? Tıkla GÖR
14,00 TL
Satın almak için:
 

Eren.com.tr

  Kitap Adresi

Batı'da egemen modernite kavramlarını ve tarihsel olarak "burjuva" toplumu modelinin gelişimini irdeleyen bu kitapta, Ellen Meiksins Wood, burjuva modernitesinin, "modern" devletin ve siyasi kültürünün somut örneğinin Kıta Avrupa'sında ortaya çıktığına ilişkin varsayımlara karşı, aslında sözü edilen somut örneğin prekapitalist toplumsal mülkiyet ilişkilerini gösterdiğini ileri sürüyor. Bunun ters örneği İngiltere'de ise, "modern" devlet ve buna ilişkin siyasi söylemin olmaması, gelişkin bir kapitalizme tanıklık ediyordu. Britanya ekonomisnin temel eksiklikleri ise, engellenen gelişme belirtilerini değil, kapitalist sistemin çelişkilerini göstermektedir.İktisadi ve siyasi tarihi, düşünce tarihiyle birlikte ele alan Wood, güncel "Nairn-Anderson" tezlerinden, c.d. Clark'a ve Alan Macfarlane'e kadar geniş bir yelpazeyi içeren tartışmalara giriyor ve çeşitli konuları inceliyor: Britanya kapitalizminin ve Fransız mutlakiyetçiliğinin izlediği gelişim yolu; devlet ve ulusun sembolik simgeleri; İngiliz dilinin kültürel kalıpları; şehicilik, kırsalcılık ve bahçe payzajı; egemenlik, demokrasi mülkiyet ve ilerlemeye ilişkin düşünceler.Çağdaş kapitalizmle ilgilenenler için olduğu kadar, erken modern Avrupa ya da Batı siyasi düşünce tarihiyle ilgilenenler için de ilginç bir çalışma."Taze bir nefes... on yıllardır okuduğum kitaplar arasında, en çok bu kitap beni düşünmeye ve yeniden düşünmeye itti...Okuması keyif verdi."-Christopher Hill-(Tanıtım Yazısından)İçindekilerİngiltere, Kapitalizm Ve Burjuva ParadigmasıBurjuva ParadigmasıMarksizm ve Burjuva Paradigmasıİngilizlerin Özgüllüğü ve Britanya'nın GerilemesiModern DevletMutlakiyet ve Modern DevletDevlet Düşüncesiİngiliz Devletinin ÖzellikleriDevlet ve Millet"Ukania Ulus Devleti"Genel İrade Olarak Britanya Monarşisi: Ulus mu, Sınıf mı?Burjuva Devrimi ve Baştan Aşağı Modern Devlet mi?Olmayan Egemenlik Düşüncesi Yasamanın Egemenliği ve İngiliz Örfi HukukuÖrfi Hukuka Karşı Roma Hukuku: Akılcılık ve MülkiyetThomas Hobbes ve Mutlakiyetin SavunusuHalk Egemenliği, Demokrasi ve DevrimHalk Egemenliği"Aynı Seviyeye Gelme" TehlikesiCumhuriyetçilik mi, Meşrutiyetçilik mi?Devrim ve GelenekKapitalist Kültürün BileşenleriDil Ekonomisiİngiliz Sosyal Düşüncesinde "Olmayan Merkez"Sosyal Teori ve Mutlakiyetin MirasıSosyal Bütünlükler ve Felsefi TarihSosyal Dünyanın ParçalanmasıUlusal Ekonomi Klasik Ticari Çıkar ya da Yeni Bir Ticari Sistem mi?Tamamlanmamış Sanayileşme mi?Devlet ve SanayiLondra: Kapitalist Ekonominin KalbiŞehircilik ve KırsalcılıkToprak ve TicaretBüyük Dönüşümün Olmadığı 1. Model:Eski Rejim Olarak İngiltere Toplumsal Değişimin Olmadığı ModelJ. C. D. Clark: İngiltere Eski Rejim mi?Bir Eski Rejim Eski bir Rejimdir ve Eski RejimdirParlamento ve KraliyetTeolojik ÜslupPatriarkalizmLocke'çu Bir Anlaşma mı?Büyük Dönüşümün Olmadığı 1. Model:Kapitalizmin Yıllarca Sürdüğü İngiltere Yıllarca Süren Kapitalizm mi?İngiliz Bireyciliği ve Örfi HukukFeodalizmden KapitalizmeBir Büyük Dönüşüm Var mıydı?Sonuç: Kapitalizm ve İlerlemenin Belirsizliği Kapitalizm ve ÜretimKapitalizm ve Modern DevletKapitalizm ve DemokrasiÖnsöz2003 yılında Avrupa Birliği, Türkiye'nin siyasi yaşamında, askeriyenin etkisinden yakınınca, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türk Silahları Kuvvetleri'nin (TSK) Türkiye'nin modernleşme sürecinin önderliğini yaptığı, cevabını basın yansıttı. Sadece dört yıl sonra, ordu ile Erdoğan'ın hükümeti acı biçimde karşı karşıya geldi. TSK, Türkiye'nin modernleştirici gücü olarak tarihsel Kemalist rolünü hatırlattı; hatta, cumhurbaşkanlığı için Erdoğan'ın adayı Abdullah Gül olunca, ülkenin modern laikliğinin ihlal edildiğini öne sürerek, hükümete karşı darbe tehdidinde bile bulundu. İktidar partisinin cevabı, Avrupa'daki destekçilerince yankılandı; İslam ilkelerine bütün bağlılığına rağmen, Erdoğan iktidarının, geriye dönük otoriter Kemalist devletçiliğe karşı, demokrasi ve iktisadi reformlar açısından modernleştirici bir güç olduğu öne sürüldü.Belki de dünyada Türkiye gibi, modernite kavramının geçmişte ve şimdi bu kadar canlı olarak tartışıldığı ve acil bir mesele olarak gündemde olduğu başka ülke yoktur. Modernite tanımları, siyasal tartışmaların tam da merkezinde yer almaktadır. Gerçekten "modern" olmak ne demektir ve modernitenin taşıyıcıları kimlerdir? Modernite her şeyden önce "rasyonalizm", laik değerler, siyasal demokrasi ya da kapitalizmle mi ilgili? Türkiye örneği, başka ülkelerden daha canlı biçimde, moderniteyi nasıl tanımladığımıza bağlı olarak, ne kadar çok şeyin kazanılmasının ya da kaybedilebilmesinin söz konusu olduğunu gösteriyor. Erdoğan'ın peşinden gidenler bakımından, İslama sadakat olsun ya da olmasın, modernleşme programının can alıcı noktasında kapitalizm vardır; buna göre, piyasaların "özgürlüğü" ve iktisadi "reformu"yla -örneğin, toplumsal yaşamın giderek artan biçimde sermaye birikimi ve azami kâr ilkesine tabi kılınması- özdeşleştirilmeyen hiçbir demokrasi tanımı kabul edilemez. TSK ve diğer Kemalistler için ise, modernite, otoriter asker zihniyetiyle tamamen uyumludur; yeter ki, laik güç üstünlüğünü korusun; ve bu tutum kesinlikle kapitalizmle ters düşmez.Bu modernlik tanımları açık biçimde ideolojik olarak kullanılmaktadır. Bunlar tarihi gerçekler hakkında az şey söylerken, aslında farklı siyasi programları ve önyargıları yansıtır. Türkiye'de ve başka yerlerde solun, modernitenin tarihsel olarak yanıltıcı tanımlarına karşı bağışıklığı olduğu söylenemez; tabii bu da siyasi alanı anlaşılması zor bir hale getirmektedir.Türkiye'nin durumunun, tartışmayı ayrıca karmaşıklaştırdığını belirtmeye bile gerek yok; çünkü pek çok şeyin arasında, çok hassas birçok sorun tartışılmak zorunda: "Modernleşme" ile "Batılılaşma"nın ilişkisi, Türkiye'nin Avrupa'yla ve "Batı"yla ilişkisi ve şimdi de her zamankinden çok, İslam ile "modern" laiklik gerginliği. Bütün bu özgül karmaşıklıklar bir yana, modernite kavramı, Batılı diyarlarda da yeterince sorunlu bir kavram oldu. Bu kitapta açıklamaya çalıştığım gibi, modernite fikri her zaman büyük kafa karışıklığına yol açmış; bunun uzantıları sadece tarihi anlamamızı değil, aynı zamanda hem Sağ, hem de Sol'un siyasi projelerini de etkilemiştir.Batılı modernite kavramları tipik biçimde, değişik ve farklı tarihsel gelişmeleri bir araya toplamaktadır: Rasyonalizmin yükselişi (kültürel, siyasal ve iktisadi), sekülarizm, kapitalizm ve demokrasi. Özellikle de, kapitalizm ilerlemenin doğal ve kaçınılamaz kaderi olarak sunulmakta; modernin özünün, demokrasi gibi diğer güzel "modern" şeylerden ayrılamayacağı öne sürülmektedir. Bu bir araya toplamalara ilişkin olarak, bir Batı tarihsel gelişim modeline dayanılarak, "burjuvazi" ile "kapitalist"in özdeşleştirilmesi klasik bir örnektir; buna kitabımda "burjuva paradigması" dedim; bu, kapitalizmin, kentleşmenin, ticarileşmenin ve ticaret artışının doğal bir sonucu olduğunu iddia etmektedir. Burjuva paradigmasıyla bağlantılı olarak da, eski ya da geleneksel ile "modern"i ayırmak için bazı tanıdık ikiliklere başvurulur: Kırsal/kentsel, tarım ve ticaret/sanayi, statü/kontrat, batıl inanç (büyü veya din)/akıl yürütme, aristokrasi/burjuvazi, feodalizm/kapitalizm. Tabii bu anlatımlarda, kentli ya da burjuvazi -tanım gereği kentli demek- ilerlemenin temel taşıyıcısı oluyor; amacını ister burjuva devrimiyle, isterse daha az fırtınalı yollarla gerçekleştirsin."Rasyonel" kapitalist üretim örgütlenmesiyle, cehalet ve batıl inançların yerine aklı yükselten tarihsel Aydınlanma sürecini aynı kefeye koymak, sadece muhafazakâr ideolojilere özgü bir durum değil; Marksistler bile, sosyalizmin önkoşulu olduğunu ister kabul etsinler, ister etmesinler, başarılı bir "burjuva devrimi"nin, siyasal ve iktisadi modernitenin yükselişinde çok önemli bir ân olduğu görüşündedir. Gerçekten de bu tarihsel model, Komünist Manifesto'da, hiçbir yerde olmadığı kadar çok, öne çıkar. Kitabımdaki savlarımla bu modernite kavramlarını sorguluyorum; çünkü bunlar yalnızca tarihi çarpıtmakla kalmıyor, aynı zamanda çok ciddi siyasal sonuçlar doğuruyor. Bir araya boca edilen değişik tarihsel süreçlerle birlikte harmanlanan modernite kavramlarını çözmeye çalıştım. Moderniteyle ilişkilendirdiğimiz pek çok şeyin, kapitalizmle ilgisi bulunmadığını göstermeye gayret ettim. Örneğin, "burjuva"nın tarihsel olarak "kapitalist"le özdeş olmadığını, insanlığın "gelişmesi" için yükselen Aydınlanma düşüncesine yol açan tarihsel güçlerin, sonsuz sermaye birikimi ve azami kâr peşindeki kapitalist mantıktaki "gelişme"yle, zorunlu olarak aynı olmadığının üstünde durdum. Moderniteyi, kapitalizmle özdeşleştirmenin, kapitalizmi doğallaştırma, onun özgüllüğünü gizleme ya da kavramsal olarak tamamen ortadan kaldırılmasına yol açan etkileri olduğunu öne sürdüm. Bu yaklaşım, demokrasiyi kapitalizmle ve özgürlüğü piyasalarla özdeşleştiren, insanlığın ilerlemesini, kapitalizmin zaferine indirgeyenlerin ekmeğine yağ sürüyor. Geleneksel modernite kavramlarının, özellikle dönüştürmek ve aşmak amacıyla kapitalizmi anlamak isteyen sosyalistleri etkisizleştirdiğini öne sürüyorum. Kavramlardaki kafa karışıklığı ortamında "post-modernizm", "Aydınlanma projesinin" reddedilmesine davetiye çıkarmaktadır; ve bu post-modern düşünce, hepimizden Aydınlanma'nın özgürlük görüşünde ne kadar iyi şey varsa, hepsini feda etmemizi isterken, değil kapitalizme karşı çıkmak, onu anlama ihtimalimizin bile olmadığını öne sürüyor. En kötü ihtimalle, kapitalizmin ideolojik terimleriyle bizi, onu kabul etme tuzağına düşürüyorlar. Umudum, genellikle modernite kavramı içinde bir araya getirilen tarihsel süreçler düğümünün parçalara ayrıldığı bu kitabın, en azından kapitalizmin doğasının anlaşılmasına ve buna karşı yürütülen mücadelelerin haritasının çizilmesine, küçük bir katkıda bulunmasıdır.Ellen Meiksins WoodAğustus 2007

 
Paylaşın
Bu kitap hakkındaki düşüncenizi yazın.
  Önerin
Kitabı arkadaşınıza önerin.
  Ekleyin
Kitabı "Kitaplarım" listenize ekleyin
 
Aynı konudaki diğer kitaplar için tıklayın: Aynı kişilerin diğer kitapları için tıklayın:
 Bu kitaplara da bakın
Kürk Mantolu Madonna
Elif Gibi Sevmek
Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda
Aldatmak
Pembe ve Yusuf
Mutlu Olma İhtimalimiz
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: KAPİTALİZMİN ARKAİK KÜLTÜRÜ KİTABI

Antoloji.com
01.11.2014 00:01:03  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]