Şiir KitapEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimAntoloji.comForumAntoloji.comNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
 
 

Kitap Kişi

 Kitap Ana Sayfa
 Kitaplar
 Kişiler
 Konu Başlıkları
 Yayınevleri
 Kitaplarım
 Kitap İncelemeleri
 Okuyucu Görüşleri
 Kitap Tartışmaları
 Öne Çıkanlar
 Çok Satanlar
 Yeni Çıkanlar
 E-kitap
Eski ne nadir kitaplar
 Eski ve Nadir Kitaplar
 
Kelebek Vadisi


Yayın Evi: Arıtan Yayınevi;
Kategorisi: Psikoloji, Kişisel Gelişim - Genel
İstanbul, 2007, 13,5 x 21 cm, 208 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9756060223



Okuyucunun kitaba verdiği puan:
9.8 10 (9 kişi)   
Bu kitaba kim kaç puan vermiş? Tıkla GÖR
12,00 TL
Satın almak için:
 

Eren.com.tr

  Kitap Adresi

Kelebek Vadisi, bir yandan yetmişli yıllarda çeşitli işkencelerden geçirilmiş ve seksenli yıllarda kovuşturmaya uğramış bir hukuk öğrencisinin yurtdışına kaçış serüvenini anlatırken diğer yandan, işkenceyle açılan ruhsal yaraların nasıl derinleştiğini vurgular. Ürettiği tablolarla içsel acılarını unutmaya çalışan bu genç adam, kendini ansızın imgelediği bir dünyanın ortasında bulur. O ıssız ve gizemli dünyada tek başına dolaşırken, yaşadıklarıyla yüzyüze gelir, geçmişini sorgulamaya ve kendisiyle hesaplaşmaya başlar. Kelebek Vadisi, sadece sosyal patlamaların değil, aynı zamanda psikolojik bir saptamanın öyküsü. Gerçek ve gerçeküstü anlatımı, kurgusu, şiir tadında akıp giden sürükleyici dili ve dengeli ayrıntılarıyla, mutlaka okunması gereken özgün ve başarılı bir yapıt.

5 okuyucu bu kitap için görüş bildirdi..

tüm görüşler >>

7
  masalbekcisi 24/12/2008 14:33

'Yok olan Cennet Kelebek Vadisi'nde gerçekler

Ne insanın nede doğanın değeri var; ama 'peygamberde var'

Önce kelebekler vardı. Sonra çıkar sahibi insanlar geldi. Ve sırada ticaret vardı... Arkasından gürültü, ışık kirliliği ve insanların dışkı dediğimiz pislikleri. Ve en kötüsü ruhu pislik olanlar da katıldı talan ve sömürü kervanına. Yok edilen yer ise kelebek vadisi idi, doğal dokusu ve
dünyaca meşhur kelebekleri ile.

Jan Paçal

Kelebekler, kolleksiyonerler için birer birer yakalanıp kurutuldu ve satıldı.
Kelebeklerin soyu tükenirken birde kelebek evi yapıldı göstermelik. Sözde korunacaklardı orada. Yetkili birimler kurumlar kururluşlar bunada inandı yada inanmak istedi. Vadi'nin doğal dokusu tamamen bozulurken bu gidişe 'dur' diyen herkes yakapaça atıldı, kovuldu. Vadi'den kovulan insanların sayısı bir stadyumu dolduracak kadar da çoğaldı.

Yağmalanan Mağbet / İzinsiz kazılar

Kelebekler Vadisi'ndeki birçok tarihi değer yok olmaya başladı. Münzevilerden kalan mağbedin beden taşları bahçe duvarı olurken bu durum herkesten saklanmaya çalışıldı. Vadinin temizlenmeyen tek yerinde kalan mağbedin temelleri ve çevresi define avcılarının da ilgi odağı oldu.
İzinsiz kazılar aldı başını gitti.

Sonra her yıl Kelebek Vadisi'ni mesken tutan ve soyları tükenmek üzere olan carettalar her şekliyle kirletilmiş kumsalda köpeklere mama oldu. Bir yanda aşırı sesli müzik diğer yanda jeneratörün kirli sesi. Hala kulaklarda yankılanırken, ticari müessese para için herşeyi yaparken sıra insanlara gelmişti. Ama nedense her yıl kapalı zarf usulu yapılan ihaleyi aynı kişiler komik bir farkla kazandı. Buna ihaleye fesat denirdi iddiaya göre....

Yine kimliğinin açıklanmasını istemeyen inasanlar birde peygamberden bahsediyordu.
Peygamberliğe soyunmuş kendide buna inanmış bu şahıs vadiyi ve doğa tutkunlarını Herşekliyle sömürüyordu.

Katledilen kelebeklerin ardından sıra insanlara geldi. Ziyaretçilere burada ölüm tehlikesininolduğu anlatılsada 2. hayat kısa bir süre önce cinayet tadında bir kurtarma operasyonu ile söndü.

'Ankara'dan, Muğla'nın Fethiye ilçesine tatile giden Orhan Evren Cihan (28) , önceki gün Faralya Köyü 'nden Kelebekler Vadisi 'ne patika yoldan inmeye başladı. Saat 19.30 sıralarında ayağının kayması sonucu yaklaşık 27 metrelik uçuruma düşen Cihan, yaşamını yitirdi...'

Haberler böyle yazarken geçmişte te de ölümler ve yaralanmalar yaşanmıştı.
Vadide tendirdiyot bir yana sargı bezi bile bulunmazken insan hayatından nasıl söz edilebilirdi. Tüm bunlar bir yana insane hayatını kurmak için ne bir ekip need bir ekipman vardı. Orhan Evren’I kurtarmak için 30 metrelik ip de bulunamadı. Kaldıki

her zaman istihdam edilmesi gereken kurtarma timi hiç olmamıştı, sadece gönüllüler vardı.Vede jandarmada operasyona ipsiz gelmişti. İp bu kadar önemliydi. Bir gönüllü aşağıya iner ve şanssız gencin kanayan yaralarını sararak yaşam süresini uzatabilirdi. Kaldıki köylülere para vaad edilse

çıkartamayacakları hiç bir şey yoktu. Bir İsaraillinin uçurumdan düşen ve kaybolan
çantasını yine insane hayatı için kıllarını kıpardatmayan köylüler bulup ıkartmıştı. Hemde ölüm tehlikesine rağmen.

Ruhsuz Peygamber

Peki Vadi'nin resmi sözcüsü sayılan hatta kendini peygamber ilan ettiği iddia edilen ve tek söz sahibi olanAvukat Hasan olarak tanınan şahıs azbuz.com sitesinde 'kragos' lakabıyla ruhtan yoksun şu açıklamayı yapıyordu;

' Kanyon Tepesinden Düşme Vakası Basında da yer aldı. Tabi her zamanki gibi eksik ve hatalı olarak. Doğrusu, vadide kaçak olarak kalmayı başarmış olan müteveffa, köy patikasını dahi kullanmadan, akşamüstü vakti kanyonun yola ilgisiz bir noktasından vadiye inmeye kalkışıyor. Henüz başlangıç noktasına yakın bir yerden ne yazık ki düşüyor, yaralanıyor, ayağı kırılıyor, bağırıyor, yardım istiyor. Evvela Faralya köylüleri duyuyor, ardından vadiden duyuluyor. Yeri, aşağıdan güçlükle tesbit ediliyor. Birkaç kişi ulaşmaya çalıştıysa da ekip ve ekipman olmadan uçurumdan kurtarılamayacağı anlaşılıyor. Vadi işletmesi görevlileri Jandarma ve Akuttan yardım istiyor. Aynı zamanda da bir yardım ekibi hazırlıyorlar. Akutun tecrübeli, aletli, dağcı ekibi olmaksızın akşam vakti yapılması çok riskli ve imkansız olan kurtarma çalışması nihayet akut ekibinin gelmesi ile başlatılıyor. Ancak bu arada geçen süre kazazede şahsın kurtarılmasına yeterli gelmiyor.Allah taksiratını affetsin, yakınlarına başsağlığı ve metanet dileriz.'

Evet suçlu ölen genç insandı; bir kova fosforlu boya bile harcanmayan dağdan iniş yolunda gündüz bile bu işaretleri görmek çok zordu. Ve bu 2. ölümdü yaralanmalar hariç. Her zaman ölen suçluydu tedbir almayanlat değil...

Her yıl jandarma baskınları ile inleyen Vadi'de birilerinin sevmediği insanlar karakolun yolunu ispiyonla tutarken. Sadece esrar arayan yetkililer hiç de bu anlatmak istediğimiz durumlara bakmadı. İlk yardım çantasıvar mıydı. Kurtarma timi varmıydı varsa ne durumdaydı.

Gençlerin sömürülerek bedavaya çalıştırıldığı bu yerde, daha fazla ölümler olmamasını dilesekte, ne karetta ne kelebek nede insan hayatlarının değeri yoktu.

“Koruyoruz” yalanı ile yok edilen Kelebekler Vadisi’nde de sadece paranın ve çıkarların değeri vardı heryerde olduğu gibi....

Vicdanını Kaybetmiş Bir Cennet: Kelebekler Vadisi

Üniversite üçüncü sınıfta, ilk kez arkadaşlarımla ebeveynsiz tatile çıkmıştık. Düzenden, kurallardan uzak yerler arıyorduk kalabalık plajların, gereksiz açık büfelerin olmadığı. Sağdan soldan edindiğimiz bilgilerle kendimize iki hedef belirledik: Olimpos ve Kelebekler Vadisi. Aslında birçok yönüyle birbirinden farklı olan bu iki mekanın ortak özellikleri sit alanları olmaları ve sadece belli bir genç kitle tarafından tercih edilmeleriydi. O zamanlar güzel zamanlardı, az ticaret bol muhabbetle çok güzel günler geçirdik ikisinde de…

Selma Şevkli

Kelebekler Vadisi’nin özelliği, günde sadece 3 kez gelen tekneyle ya da vadinin en üstünde yer alan Faralya köyünden zorlu bir inişle gidilebilmesiydi. Bu izolasyon durumu gelecek olan kitleyi sınırlı tutuyordu. Tek bir işletme vardı ve fiyatlar gerçekten çok ucuzdu.

6 yıl sonra ilk kez geçen hafta tekrar vadiye gittim. O bakir halinden çok şey kaybetmişti. Kalabalıktı, gürültülüydü, pahalıydı, her gün üç kez gelen gezi tekneleri hem denizi hem karayı inanılmaz kirletiyorlardı. Bu yüzden bu saatlerde plajdan uzaklaşarak şelale tarafına gitmeye karar verdik. Saat 18.15 sularında Taş Ev’in yanından geçerken uzaklardan yankılanan bir ses duyduk. Ne dediğini anlayamadık, “Murat” diyormuş gibi geldi. Birilerinin şelale yolunda birbirlerine seslendiğini zannettik. Durduk, biraz dinledik, ses “İmdat” diyordu. Bir anda hepimiz ayrı taraflara dağılarak sesin nereden geldiğini bulmaya çalıştık. Vadinin iki yanında yükselen tepeler yüzünden ses çok yankılanıyordu, nereden geldiğini anlayamıyorduk. Deniz tarafındaki tepeye doğru yaklaştıkça sesin oradan geldiğine emin olduk. Bu arada içimizden iki kişi Vadi Yönetimi’ne haber vermeye gitti. Biz de ona seslendik, bizi duydu ama verdiği cevabı anlayamadık, ses çok uzaktan geliyordu.

Sese yaklaşmamıza rağmen kendisini bulamıyorduk, muhtemelen çok yukarıdaydı. Ses bazen kesiliyor bazen acı çığlıklarla devam ediyordu. Saat 19:00’a doğru vadi işletmesinden insanlar geldiler. Bizim o ana kadar zaten sesin geldiği yeri bulmuş olmamızı kaale almadan en baştan “Nerdesin” diye bağırmaya başladılar. Cevap “imdat”tı. Yanlış yerlere bakarak vakit kaybettiler ve bize sessiz olmamızı söylediler. Elimiz kolumuz bağlı, daha önceden deneyimli olduklarına inandığımız bu kişilerin arama çalışmasını izledik. İçlerinden iki kişi sese doğru tırmandı, yarım saat kadar sonra uzaktan düşen kişiyi gördüler fakat yanına kadar gidemediler, çok dikti. Düşen kişinin adı Orhan Evren Cihan’dı, 28 yaşındaydı. İsmi belli olunca Vadi ahalisi birbirlerine tanıyıp tanımadıklarını sordular, bir tanesi birkaç kere muhabbet ettiğini söyledi. Sonra dedikodular başladı, vadide kaçak kaldığına dair. Ne fark eder sanki deyip geçtim o an, anlamadım.

Saat 20:00’e yaklaşırken hala elde bir sonuç yoktu. Vadililer işi kendilerinin halledemeyeceğine karar verince sonunda Jandarma’yı aradılar. O sırada bize de sahile dönmemizi söylediler. Dönüşte yukarı çıkanlardan biriyle konuştuk. Evren, 25-30 metre düşmüştü en tepedeki yoldan. Muhtemelen tekneyi kaçırdığı için köyden inmeye çalışmıştı vadiye. Fakat düştüğü yer köy yolu değildi, bir yerde hata yapıp yolunu kaybetti ve sonra da bir şekilde düştü. Çocuk şoktaydı, uzaktan bileklerinin kırıldığını gördüğünü ve kanamasının fazla olduğunu söyledi. Birilerine ihmalkar davrandıkları için kızıyordu. Sonra geri döndü, tekrar tırmanmaya karar verdi. Gerekli ekipman olmadan bir şey yapamayacağını bilse de orada bulunmak istedi. Bizse sorumluluğu yetkililere devretmiş olmanın sahte rahatlığıyla oturuyorduk. 21:00’a doğru jandarmanın geldiğini öğrendik. Jandarma da çocuğa ulaşmayı başaramadı. Bu kez, en sonunda, AKUT’u aramaya karar verdiler. AKUT’un Marmaris’ten gelişi neredeyse geceyarısını buldu ve Evren’in yanına gittiklerinde artık çok geçti. Cansız bedenini çıkardıklarında saat sabah 05:00’ti.

Bir şekilde kurtulacağına inandığım için sabah haberi alınca şok oldum. Biz sesini ilk duyduğumuzda 18:15’ti, AKUT yanına ulaştığında aradan 5 saatten fazla vakit geçmişti. Bu kadar uzun sürmesi normal miydi? Herkes üzerine düşeni yaptı mı? Yeterince hızlı hareket ettiler mi? AKUT ilk başta mı aranmalıydı? Biz ne yapmalıydık? Bunları düşünürken akşam bize Evren’in durumunu anlatan Kamil geldi, yönetim ofisine girerek hepsine bağırıp çağırmaya başladı, ihmalkarlıkla suçluyordu. Zor sakinleştirdiler, Ölüdeniz’e ihmal konusunda şikayet dilekçesi vermeye gitti. Sonra da bir daha görmedik.

Acaba Evren’in herhangi bir arkadaşı aşağıda olsa, ortalığı ayağa kaldırsa, ailesini arasa ya da “bir yerlere” telefon etse, işe yarar mıydı?

Vadide kaçak kalanlarla ilgili bir dedikodu geldi kulağımıza, yönetimin 250 YTL ceza yemekten kaçtığı için çocuğu kurtarmak için yeterince çaba sarf etmediğine dair. Ve bir tanesinin kendi ağzından şu cümleyi duydum: “Bazen sırf oyun olsun diye yapıyor gençler, imdat diye bağırıyorlar, boşuna uğraştırıyorlar” Yani “her gidene baksak, ohooo” diyordu açıkça. Çocuk zaten kaçakmış, zaten arayanı soranı yok, şimdi kendimiz kurtarabileceksek jandarmayı aramaya ne gerek var, jandarmaya söylemeden AKUT aranmaz gibi aptalca hiyerarşik bürokratik işlerle kanamalı durumda olduğu bilinen bir yaralıya ulaşmak 6 saat sürdü. Onlar benzer durumlarla defalarca karşılaştığı için ne yapmaları gerektiğini iyi bilirler zannettik ama kendi çıkarlarını öne koyabilme ihtimallerini düşünemedik, ve 28 yaşında bir çocuk bir anlık dikkatsizliği sonucu, her an kurtulacağına inanarak, göz göre göre öldü gitti.

Olaydan sonra çok düşündüm, vadide olan diğer kazalarla ilgili de hiçbir önlem alınmadığını, gerekli teknik ekipmanın da elemanın da eğitimin de bulunmadığını gördüm.

Değil miydi ki Kelebekler Vadisi kendi düzeninde yaşıyordu, otoritesiz, yardımlaşarak, özgürce? Bir ölüm kalım meselesinde kimin ne kadar hoşlanmadığı düzenin bir parçası olmaya devam ettiği ve üretmeye çalıştığı tüm değerlerin fos olduğu çıktı ortaya.

Tesadüfen şahit olduğum personelin kendi içindeki soğuk, duyarsız tavırları çok inciticiydi, güven kırıcıydı…

Giderken tatili uzatarak birkaç gün daha kalmak istediğim vadiden bir gece daha kalıp ayrıldım. Ve şimdi düşünüyorum, bir daha gitmemek çözüm mü yoksa bir şey mi yapmalı?

Şayet okuyorlarsa Evren Cihan’ın ailesi ve arkadaşlarına sabır diliyorum. Bunları konuşmak artık Evren için hiçbir işe yaramayacak olsa da belki biz geride kalanların aklını başına toplamalarına yardım eder…

ÖNEMLİ NOT: AKUT'a erken müdahalenin bu olaydaki önemini sorduk ve erken de gidilse yapılacak birşey olmadığı yanıtını aldık. Yani ilk AKUT aranmış olsaydı da malesef sonuç değişmeyecekti gibi.

Yine de bugün gördüğüm vadi taziye yazısı oradakilerin empati ve sorumluluk duygularının gelişmediğinin bir kanıtı. Hala Evren'in kaçak kalıyor olmasından bahsediyorlar.

sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
10
  altunis 8/2/2008 13:38

Bu kitap, sizin tüm gizli duygularınızı açığa çıkaracak bir vadiye götürüyor, okurken içsel hesaplaşmalarınızı yapıyorsunuz. Yazar o kadar güzel keşfetmişki, o vadi, onun duygularını ortaya çıkarırken, okurun iç dünyasını da deşifre ediyor. Mutlaka kendi geçmiş yaşantınızın derinliklerinde bir yolculuğa çıkarıyor. Bir psikoloğa gitmiş, karşılıklı konuşuyor gibi oluyorsunuz. Kendinizi, kendinize açıyor ve kendiniz hakkında bilmediklerinizle yüzleşiyorsunuz. Beni çok şaşırtan bir eser olduğu için, sizlerede tavsiye ediyorum.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
8
  özgürkız2 13/4/2007 04:03

Türk edebiyatında artık bir Vehbi Bardakçı ve bir “Kelebek Vadisi“ var. “İnsan Sevdikçe Güzelleşir“den sonra önemli bir çıkış yapmış. Kitaplarında sanki kendi kendine bir özgürlük şarkısı mırıldanıyor. Dili mükemmel.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
10
  editam 7/4/2007 21:27

Aşk, bence hiçbir romanda bu kadar güzel anlatılamamıştır. Akıcı, şiirsel ve etkileyici. Bu yazarı ilk kez okudum. Başka kitaplarını da bulacağım.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
10
  kitapokuyucusu 5/4/2007 06:31

Bu yazarın kitabı tesadüfen elime geçti. İlginç bir şekilde tamamen Türk okuyucusuna yönelik mutlu yaşama, başarı ve kişisel gelişim konularında yazıyor. Ne demek istediğimi anlamak için mutlaka okumanız gerekli. Çünkü diğer yabancı kişisel gelişim kitaplarına hiç benzemiyor. Bizi ilgilendirmeyen hiçbir şey yok. Yazarın sanırım yurtdışında yapılmış bir sitedeki tanıtımında da bu özelliğine dikkat çekilmiş. Bu adreste nasıl yer alabilmiş onu da anlamadım. İncelemek için bu linke bakabilirsiniz: http://madeinatlantis.com/vehbi_bardakci
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 

tüm görüşler >>

 
Paylaşın
Bu kitap hakkındaki düşüncenizi yazın.
  Önerin
Kitabı arkadaşınıza önerin.
  Ekleyin
Kitabı "Kitaplarım" listenize ekleyin
 
Aynı konudaki diğer kitaplar için tıklayın: Aynı kişilerin diğer kitapları için tıklayın:
 Bu kitaplara da bakın
Kürk Mantolu Madonna
Elif Gibi Sevmek
Beraber Yürüdük Biz Bu Yıllarda
Aldatmak
Pembe ve Yusuf
Mutlu Olma İhtimalimiz
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: KELEBEK VADİSİ KİTABI

Antoloji.com
25.10.2014 22:39:47  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]