Şiir KitapEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimAntoloji.comForumAntoloji.comNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
 
 

Kitap Kişi

 Kitap Ana Sayfa
 Kitaplar
 Kişiler
 Konu Başlıkları
 Yayınevleri
 Kitaplarım
 Kitap İncelemeleri
 Okuyucu Görüşleri
 Kitap Tartışmaları
 Öne Çıkanlar
 Çok Satanlar
 Yeni Çıkanlar
 E-kitap
Eski ne nadir kitaplar
 Eski ve Nadir Kitaplar
 
Kürk Mantolu Madonna


Yayın Evi: Yapı Kredi Yayınları;
Kategorisi: Türk Edebiyatı, Türk Edebiyatı (Genel)
2013, 14.0x21.0, 163 sayfa, Türkçe, Karton Kapak.
ISBN No: 9789753638029



Okuyucunun kitaba verdiği puan:
9.1 10 (470 kişi)   
Bu kitaba kim kaç puan vermiş? Tıkla GÖR
11,00 TL
Satın almak için:
 

Eren.com.tr

  Kitap Adresi

Kürk Mantolu Madonna: "Her gün, daima öğleden sonra oraya gidiyor, koridorlardaki resimlere bakıyormuş gibi ağır ağır, fakat büyük bir sabırsızlıkla asıl hedefine varmak isteyen adımlarımı zorla zapt ederek geziniyor, rastgele gözüme çarpmış gibi önünde durduğum "Kürk Mantolu Madonna"yı seyre dalıyor, ta kapılar kapanıncaya kadar orada bekliyordum." Kimi tutkular rehberimiz olur yaşam boyunca. Kollarıyla bizi sarar. Sorgulamadan peşlerinden gideriz ve hiç pişman olmayacağımızı biliriz. Yapıtlarında insanların görünmeyen yüzlerini ortaya çıkaran Sabahattin Ali, bu kitabında güçlü bir tutkunun resmini çiziyor. Düzenin sildiği kişiliklere, yaşamın uçuculuğuna ve aşkın olanaksızlığına (?) dair, yanıtlanması zor sorular soruyor.(Tanıtım Bülteninden)

139 okuyucu bu kitap için görüş bildirdi..

tüm görüşler >>

10
  kulilka çiya 28/9/2014 23:50

çok popüler olan,işyerinde toplu taşıma araçlarında ve yolda yürüyen insanların elinde sıkça gördüğüm kitaplara biraz temkinli yaklaşır ve bu denli popüler olmuşsa ya iyi reklamı yapılmıştır ya da herkesin anlayabileceği basit bir dille yazılmıştır diye düşündüğümden biraz uzak dururum.bu kitabın çok okunmasının nedeni sanırım ikisi de değil,sadece ruha dokunmayı becerebildiğindendir.sabahattin ali dilini düşüncesini ince ruhunu ve felsefesini çok usta bir şekilde romana dökmüştür.düşünce silsilesi hiç sekteye uğramamış özellikle maria kendini tanıtırken sabahattin ali'nin bir kadın bedenine girmiş olabileceğinden şüphelenirsiniz.evvelden okusaymışım keşke.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
7
  Adem Sarı 1 10/9/2014 22:55

Kürk Mantolu Madonna her ne kadar hacmi ve konusu sebebiyle uzun hikaye olarak düşünülse de eserin türü yapısı itibarıyla romandır.

'Her gün etrafımızda yüzlercesini görüp de bakmadan geçtiğimiz, acaba bunlar neden yaşıyorlar? dediğimiz insanlardan birinin bana tesadüf etmesiyle üzerimde en büyük tesiri bıraktı' diyerek başlayan isimsiz anlatıcımızın bu insanla nasıl tanıştıklarından, ona ilgi duymasından ve bu kişinin bir dönem yaşadıklarını yazdığı defteri okumasından oluşmaktadır uzun hikayemiz. Hikayemiz 2 bölüm, 2 zaman, 2 mekan, 2 kahraman çerçevesinde ele alınmıştır. Birinci bölümde anlatıcının Raif Efendiyle tanışması, onu pencereden gördüğü kadar aile yapısında iş ortamında anlatmasından oluşurken ikinci bölüm Raif Efendinin 1920-1923 yılları arasında yaşadıklarını ve kendi iç dünyasını bize anlatmasından oluşmaktadır.
Kitaptaki Raif efendiyle Sabahattin Ali arasındaki kişisel benzerliklerin varlığını o dönem yakınında olan arkadaşları anekdotlarda belirtirken, yüzde yüz hikayeyi yaşamış olmasına ihtimal verilmemiştir.

Ne zaman merak ederiz?
Anlatıcımıza göre insanlar nedense daha ziyade ne bulacaklarını tahmin ettikleri şeyleri araştırmayı tercih ediyorlar. Dibinde bir ejderhanın yaşadığı bilinen bir kuyuya inecek bir kahraman bulmak, muhakkak ki, dibinde ne olduğu hiç bilinmeyen bir kuyuya inmek cesaretini gösterecek bir insan bulmaktan daha kolaydır.
Bankadaki işinden henüz ayrılan, kendi halinde, zaman zaman iç çatışmalar yaşayan ve etrafımızda çok sık rastlayabileceğimiz bulunduğu konumu kaldıramamış kimilerine göre sonradan görme de denebilecek Hamdi beyin yanında işe başlayan anlatıcımızın aynı odayı paylaştığı Raif Beyle tanışmasıyla başlar hikayemiz.
Anlatıcımızın Raif Beyi başlangıçta lüzumsuz adam olarak nitelendirdiği romanın sonunda ise yanıldığı kanısına vardığını da şu sözleriyle gayet net görmekteyiz:'Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir! .. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz? Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz? '

Acaba?
Raif bey ilk defa bir resimle çıkmıştı karanlığın içinden aydınlığa. Robot vari yaşayan haksızlıklar karşısında daima sessiz kalan, silik, hayata ve kendine karşı kayıtsız Raifin aslında herşeyin ne kadarda bilincinde olduğunu ilk o resim anlatmıştı bize. Sonradan görme patron Hamdinin zalimlik ve zavallıklarına neden karşı çıkmadığı çizdiği bir kağıt parçasında günışığına çıkmıştı. Etrafını bu kadar iyi tanıyan, karşısındakinin ta içini bu kadar keskin ve açık gören bir insanın heyecanlanmasına ve herhangi bir kimseye kızmasına imkan var mı? Hiddetlerimiz, karşımıza çıkan hadiselerin anlaşılmadık, beklenmedik taraflarından değil mi?
İşinde, ailesinde herhangi bir şekilde taş oynatmayan Raif beyimizin durumunda değişikliğe neden olan tek hadise hasta olmasıdır. Bu durum kimilerine göre hastalıktan titizlikle kaçınmasıyken kimilerimize göre de şeb-i aruza hazırlıktır.

Ezelden beri mii?
Hikayemizin birinci bölümünde iş ortamı aile ve sosyal ortamında gönüllü yalnızlığı tercih eden Raif beyin bu hale gelmesinde küçüklükten beri gelen kişilik özelliklerinin yanısıra yaşadığı talihsiz aşk acısının etkisi söz konusudur. Daha küçükken okuduğu kitaplardaki zamanda ve onların kahramanlarıyla yaşayan, pısırık raife babasının ' yahu sen kız doğacakmışsın, yanlış olmuş' demesi belkide onun bu durumunu tetikleyici çevresel bir etmendir. İkili ilişkilerini de oldukça etkileyen bu çekingen tavrı bayanları da kutsal bir yerdeki ulaşılmaz mahluklar olarak görmesine neden olmuştur. Raifin dünyayla en iyi iletişim biçimi çok iyi bir resmetme yeteneğinin olmasıdır ama ne hikmetse onu da içindekileri dışarıya vurup başkalarıyla paylaşmış olma korkusuyla terk etmiştir. Yoksa kahramanımız biraz kibirli mi? Kibirlimi bilinmez ama patalojik bir vaka olduğu büyük bir ihtimaldir.

İkinci Bölüme doğru.
Anlatıcımızda belkide kendini gören Raif efendi zaman içerisinde yakınlaşmışlardır. Ailesi; aslında kendi tavırları yüzünden otorite olarak görmediği kahramanımızı sadece para kaynağı olarak görmektedir. Bu durumun zaman zaman değişmesini istediğine dair sinyaller verse de herhangi bir şekilde faaliyet göstermemektedir. Sık sık yaşadığı hastalıklarından birinde durum ciddiydi. üzerindeki yükü daha fazla taşıyamayıp kaleme aldığı sır arkadaşı defteri bu dünyaya veda etmeden önce yok etmesi gerekiyordu. Ama anlatıcımız kendini tanıma fırsatını ona çok görmemesi gerektiğine ikna ettiği raif efendiyi bir gecede uzun uzun tanıma fırsatı bulacaktır. Kahramanımızın yükünü hafifletme hissine kapılması, bir gün sokakta Berlinden eski bir dostu ve onun yanındaki küçük kızla karşılaşmasıyla başlar.

Yalnızlık, Arayış, Ama her şeyden çok AŞK (ikinci Bölüm)
Babasının son umudu olarak geldiği 1920 Berlininde hava ne kadar da soğuktu. Hayallerindeki gibimiydi Avrupa? Ta ki o müzedeki Kürk Mantolu Madonna tablosunu görene kadar. Artık o tablo onun için hayalindeki bütün kadınların bir toplamıydı. Tabloda kendisini çizen ressamla karşılaşma hayaliyle yaşayan Raifin hayaline kavuştuğu andaki hisleri şöyledir: 'Bir ana bir ömür kadar çok hayat doldurulduğunu bilerek yaşamak... Ve bilhassa bütün bunları anlatacak bir insanın mevcut olduğunu düşünerek, ONU BEKLEYEREK YAŞAMAK...'
Maria Puder: Raifin kadınsı yanlarının aksine erkeksi, hayata tepkisel olarak duyarsız, az biraz feminist, bu dünyadan çok kafasının içinde yaşayan bir kadındır. Arayış içindedir ve Raife ' Berlinde yalnızsınız değilmi? ' sorusuna Raif'in 'tamamen yalnızım... ama berlin'de değil... bütün dünyada yalnızım...küçüklüğümden beri..'' cevabıyla aşka giden arkadaşlıkları başlamıştır.
Hal ve hareketlerinde kadınların içinde yaşadıkları çelişkileri çok iyi gösteren Maria ile Rafin aralarındaki arkadaşlık sorunsuz gitmekteydi. Ama Maria'ya göre birşeyler eksikti. Birbirine bu kadar benzer iki ruhun ayrılmasını göze alamadığı için arkadaşlıklarını devam ettirmekteydi. Raif ise Maria'yı her haliyle kabuldeydi. 'Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında pasif kalmaya mecbur kalışı... Neden? Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız, niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız........ Çocukluğumdan beri buna daima isyan etmişimdir.' derken Maria tepkisel yalnızlığının nedenleri hakkında da biraz ipucu vermektedir.
Raife göre aşk: İnsanlar arasında çeşit çeşit kendini gösteren bütün sevgiler, sempatiler iken Mariaya göre, O büsbütün başka, bizim tahlil edemediğimiz, öyle bir histir ki, nereden geldiğini bilmediğimiz gibi, günün birinde nereye kaçıp gittiğini de bilemediğimiz bir şeydir. Raif seyretmekte olduğu ve yakalamak istediği harikulade güzel bir kuşu küçük bir hareketiyle kaçırmaktan ürkerken, o gün gelip çatmıştır. Ama evren onların daha fazla ayrılmasına müsaade etmeyerek hastalıkta da olsa onları birleştirmiştir. O sıkıntılı günlerinde dahi kendini terk etmeyen Raifin sevgisine sonunda inanarak aralarında neyin eksik olduğunu bulmuştur Maria: 'Şimdi aramızda neyin noksan olduğunu biliyorum. Bu eksik sana değil, bana ait.. Bende inanmak noksanmış.. Beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum..Demekki insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar..Ama şimdi inanıyorum. sen beni inandırdın...Seni seviyorum. Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum...'

Hayatımızın, birtakım ehemmiyetsiz teferruatın oyuncağı olduğuna inanan Raifin tamda beklediği gibi oldu ve o cilvelerden biri yolunu kesti. Babası ölmüş Havrana dönmesi gerekti ama Maria artık onsuz bir Berlin düşünemediği için ondan önce şehirden ayrılmak istemişti. Artık Raifi gerçekten sevdiğini somut olarak karşılıklı ettikleri şu son dialogta görebiliyoruz.
-'Şimdi ben gidiyorum. Fakat ne zaman çağırırsan gelirim.' Raif duraklar ne demek istediğini anlamaya çalışırken Maria
-' Nereye çağırırsan gelirim.'
Ait olduğu topraklara dönen Raifin palanları hiçte beklediği gibi olmadı. Mariayla sürekli haberleşme halindedirler ve işlerini yoluna koyduğu vakit Mariayı çağırma gününü hasretle çekmektedir. Marianınsa Raife büyük bir sürprizi vardır. Ki bu sürprizin ne olduğunu bu defteri yazmasına sebep olan gün sokakta karşılaştığı Berlinden gelen bir arkadaşının yanındaki küçük kızı görene kadar bilemeyecek 10 yıl bu şüphe içini bir kurt gibi kemirecektir.
Mariayla iletişimi kesilen Raif belki zamanın imkansızlıklarından, belki kolaya kaçıp şüpheciliği, inanmamayı tercih ettiğinden bilinmez o büyük aşka yakışmayacak biçimde koyuvermiştir her şeyi. Yaklaşık 10 yıl sonra ise pişmanlığını şu şekilde dile getirmiştir: ' Kaybedilen en kıymetli eşyanın, servetin, her türlü dünya saadetinin acısı zamanla unutuluyor. Yalnız kaçırılan fırsatlar asla akıldan çıkmıyor ve her hatırlayışta insanın içini sızlatıyor. Bunun sebebi herhalde' Bu öyle olmayabilrdi! ' düşüncesi, yoksa insan mukadder telakki ettiği şeyleri kabule her zaman hazır.'

Mariayı haksız yere suçlayarak 10 yılını boşa heba ettiğini geçte olsa fark eden Raif için artık çok geçtir ve bundan sonrada eskisi gibi ruhu gömülü, hiç olmadan yaşamaya devem etmelidir. Yinede kendini şanslı görmektedir. Neden mi? Tesadüf Mariayı önüne çıkarmasaydı, gene aynı şekilde fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecekti. Maria, Raife dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, onunda bir ruhu olabileceğini öğretmiştir.
Anlatıcı defteri bitirdiğinde Raif efendiyi ölmüş gibi değil asıl şimdi bulmuş gibi hissetmektedir. Evet bir baba oğul gibi sabaha kadar karşılıklı oturup sohbet etmişlerdir.

Kitabın bu kadar ilgi çekmesinde belkide Türklerin drama karşı olan sempatisi yatmaktadır. Sabahattin Ali uzun süre içinde büyüttüğü bu hikayeyi belkide o dönem yaşadığı maddi sıkıntılardan dolayı kısa tutmuştur. İki bölüm arasındaki geçişler anlatıcının hakkında çok fazla bilgi olmaması kimi zaman okuyucuda tatminsizliğe neden olurken kimi zamanda çok lezzetli, şeffaf bulunmuştur. Türk filmi tadında biten kitap diliyle her ne kadar ağır olsada akıcılık göstermiştir. İç çatışmalara ruh tahlillerine de bol bol yer verilmesi romanın psikolojik olarak da incelenmesi gerektiği kanısını doğurmuştur.

sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
10
  Mervenur Şafak 6/9/2014 20:31

Beni Sabahattin Ali'yle tanıştıran bir çok kez okuduğum Türk Edebiyatının nadide eserlerinden... İnsana çok şeyler katan okuyanın ufkunu genişleten bir kitap. Kesinlikle tavsiye edilir.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
8
  Semiray 18/8/2014 10:29

Bu kitabı buradaki yorumlardan etkilenerek okudum ve sayenizde Sabahattin Ali ile tanıştım..
Anlatım harika, betimlemeler fazla ayrıntı gibi gelse de çok iyi...
Beni çok düşündüren ve sonunda ağlatan bir kitap...

sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
10
  Emine Cıga 6/8/2014 02:21

Okuduğum için hiç pişman olmadığım kitaplarımdan :)
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
9
  Nurten Temel 1 4/8/2014 12:19

An geliyor kendinden bir şeyler buluyorsun çok güzel bir kitap
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
7
  Ayşe Altunküpe 2/7/2014 15:09

Muhteşem bir kitap kesinlikle tavsiye edilir :)
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
10
  Candan Dolunay 1/7/2014 00:29

Hâlâ okumayanlar için ne büyük kayıp
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
7
  Ulaş Murat 13/6/2014 12:44

kürk mantolu madonna insanları güzel bir şekilde anlatıyor hayat felsefesi dersi veriyor sabahattın ali kitabında ders cıkarmak ise biz insanlara düşüyor
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
7
  Baran Demirel 6/5/2014 19:42

Hala en çok satanlarda, devri hiç bitmeyecek bir kitap.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 

tüm görüşler >>

 
Paylaşın
Bu kitap hakkındaki düşüncenizi yazın.
  Önerin
Kitabı arkadaşınıza önerin.
  Ekleyin
Kitabı "Kitaplarım" listenize ekleyin
 
Aynı konudaki diğer kitaplar için tıklayın: Aynı kişilerin diğer kitapları için tıklayın:
 Bu kitaplara da bakın
Bir Psikiyatristin Gizli Defteri
Elif Gibi Sevmek
Böğürtlen Kışı
Bukre
Yüzyıllık Yalnızlık
Kırmızı Pazartesi
  - tiklayin - Bu sayfaya link ver Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: KÜRK MANTOLU MADONNA KİTABI

Antoloji.com
25.10.2014 21:56:31  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]