Şiir KitapEtkinlikler Şarkı SözleriŞarkılar Antoloji.comResimAntoloji.comForumAntoloji.comNedir?Antoloji.comÜyelerAntoloji.comGruplarAntoloji.com Mesajlarım
 
 

Kitap Kişi

 Kitap Ana Sayfa
 Kitaplar
 Kişiler
 Konu Başlıkları
 Yayınevleri
 Kitaplarım
 Kitap İncelemeleri
 Okuyucu Görüşleri
 Kitap Tartışmaları
 Öne Çıkanlar
 Çok Satanlar
 Yeni Çıkanlar
 E-kitap
Eski ne nadir kitaplar
 Eski ve Nadir Kitaplar
 
Sarıkamış Beyaz Hüzün

İsmail Bilgin
Timaş Yayınları;
Nisan 2008, 13. Baskı, 13,5x21, 300 sayfa, Türkçe, K. Kapak.
ISBN No: 9752633567



Bu Kitapla ilgili daha fazla bilgi için tıklayın >>

34 okuyucu bu kitap için görüş bildirdi..

7
  erdem esin 17/10/2006 00:57

kitabı henüz okumadım..
bu ara hamaset moda oldu ve aklıma, o vatan evlatlarını göz göre göre ölüme sürükleyen konutanlar geldi. oysa askerlerin battaniyeleri gemilerle geliyordu, ben bilirim siz bilmezsiniz mantığı bu faciaya neden oldu..allah rahmet eylesin şehitlerimize. ama görüldüğü gibi, komutan demek her sözü hikmetli insan demek değilmiş şekilde görüldüğü gibi(günün ve darbelerin anlam ve önemi üzerine konuşmalar'dan..)

sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
10
  osmanlı06 22/9/2006 15:57

Muhteşem bir kitap.Bence herkes okumalı bu kitabı özellikle gençler çünkü destanlaşan tarihimizi bilmeden yaşıyoruz.Yüce ŞEHİTLERİMİZİN kanlarıyla yoğurulmuş vatanımıza sahip çıkalım ve tarihimizi unutmayalım.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
8
  mss.kitapkurdu 16/9/2006 16:39

aslında sarıkamış dendiğinden insanın aklına gelebilecek ve kağıda dökecek daha çok ve daha etkileyici şeyler var.yazar bu kitapta çok yavan kalmış ve anlatmak istediğini tam anlatamamış.bu kitap kesinlikle daha güzel bir biçimde yazılmalıydı.yani kitapta çok fazla tezatlık var. ama yinede okunmaya değer.sarıkamışta çanakkale gibi bir büyük destan. insan ALLAHUEKBER dağlarındaki tarihi okudukça üşüyor.bizim tarihinden habersiz ve nerden geldiğini runutan kendini batılı olmaya zorlayan gençlerimizin kesinlikle okuması gereken bir kitap.umarım tarihimizi anlatan ve geleceğimize de ışık tutan nice eserler yazılır bizde ağız tadıyla okuruz.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
8
  niQutin 13/9/2006 18:59

en kısa zamanda okumak istediğim ilk kitap..
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
1
  oguzaltun 12/9/2006 20:21

Edebiyat doktorası yapmışçasına edebi konuşmalar yapan çavuşlar var kitapta. Alaylı subayların bile okuma yazma bilmediği bir dönemde;
“Merak etmeyin iyiyim. Çok sürmez geçer. Bilinmez bir krizdir bu. Yaranın, acının, hastalığın, ölümün pençesinden kurtulmanın, kurtulurken yüreğimde kalan tortunun eseridir bu kriz. İyiyim, iyiyim. Meraklanmayın.”
diye edebi bir konuşma yapıyor 30uncu sayfada Faik Çavuş.

Strateji ve Taktik konusunda Osmanlı Erkan-ı Harbiyesi’ni cebinden çıkaracak eski mahkum bir er
“… Üçbin metreden fazla yüksekliği vardır. Uçurumları derindir. Yol denen şey patikadan ibarettir. Asker buradan nasıl yürür? Top arabaları, erzak ve cephane arabaları bu patikalardan nasıl gider? (…) Çavuşum bunca asker, bunca hayvan oradan geçebilir mi? Geçemez! Yarısı donar. Zaten burada bile tifüs vakaları görülüyor. Kalan yarısı da hastalıktan ölür. Ruslar ise habire yığınak yapıyor. (…) Çok zor günler geçiriyoruz. Koca bir millet, koca bir imparatorluk sanki bu cendereden geçebilirse kurtulacak, geçemezse de boğulup gidecek (…) İmparatorluğun yazgısı boğaza değil Allahuekber Dağları’na bağlı çavuşum. Bahara dek hazırlanıp neden Rus’a saldırmayı düşünmez şu komutanlarımız, şu paşalarımız…”
diyor Ziver 54 üncü sayfada.

Sarıkamış Faciası üzerine oturtulmaya çalışılan ama ayakları yere değmeyen bir roman.

Abartmalar o kadar fazla ki; Artık karikatürize olmuş durumda.

Abartı daha kitabın Birinci Bölümünün İkinci Paragrafında başlıyor. Yazar:
“Rüzgarın önünde avareser1 bir şekilde sağa sola savrulan bulutların rengi, açık griden koyu griye dönüyor, yerinden hiç sökülmeyecekmiş gibi duran camilerin minarelerini kolayca kırabilecek, büyük bir fırtınanın yaklaşmakta olduğu haberini veriyor, İstanbullulara Balkan Harbi’nin o elim acısını yeniden hatırlatmak, kabuk bağlayan yaralarını sızlatmak ve inceden inceye kanatmak istiyordu. Eski ahşap evler, yağmurda ve rüzgarda romatizmalı bir ihtiyar gibi inliyordu, yavaş yavaş sallanıp duruyordu.
1-Başıboş, serserice (Sayfa 11) ”
diyor. Sayın Yazarlar, uzun cümle kurmayı edebiyat yapmak sanmayın lütfen. Acıyın biz okuyuculara.

“…yerinden hiç sökülmeyecekmiş gibi duran cami minaresi...” ne demek?
“…ölenin bir insan evladı değil de çürüyen bir ağaç dalının, sararan yaprağın, yağmur tanesinin yere düşüşündeki alışılmışlığı ve basitliği duyumsamışlardı. (Sayfa 22) ” ne demek? Nasıl cümle bunlar?

Erzincan a yürüyen erler kitabın 26ncı sayfasında Erzincan’da
“… belki de sıcak yataklar, temiz çarşaflar (…) hatta sıcak suyla yüz yıkamak…”
umudundalar. Allahtan jakuziler, kombiler, çift katlı tuvalet kağıtları hayal etmiyorlar. Abartıda sınır var yani.

Yazar 57. sayfada Hafız Hakkı’yı “Albaylıktan Yarbaylığa” terfi ettirmiş. Yani ya Lisede Milli Güvenlik Bilgisi Dersiyle arası pek yokmuş, ya da kitabındaki detayları işte bu kadar ciddiye almış.
179. sayfada bir paragrafın sonunda “Yatağa başını koyar koymaz uykuya daldı”ğı söylenen Faik Çavuş, sonraki paragrafta diğerlerinin derin horultularına aldırmıyor ve bir türlü uyuyamıyordu.

207. sayfada Ziver para karşılığı alıp giymiş olduğu kaputu Faik Çavuş’a hediye etmek istiyor ama çavuşa kabul ettiremiyor. Sonunda Ziver ölünce kaputun Çavuş tarafından giyileceği konusunda anlaşıyorlar. 236ncı sayfada ise Ziver’in kaputu yok oluyor ve Çavuşuna “…bana bir kaput versinler sonra da hangi komutanı isterlerse sırtıma yüklesinler eğer Sarıkamış’a dek gitmez ve sırtımda taşımaz isem ne olayım” diyor. 257. sayfada Ziver kardeşimiz yine kaputlu ve “Çavuşum üşüdüysen söyle, kaputumu sırayla giyelim” diyor. Sonuçta yazar, Ziver’in kaputu konusunda bir ikilemin içinde ve roman çok kısa. Yazar ikilemini aşamadan roman bitiyor.
214. sayfada yazar “… Bölük komutanı ise durmadan topçuların tümenin önüne gitmeleri için emir veriyordu. Bu bilinmeze giden yürüyüşte aniden baskına uğramaktan korkan komutanlar topçuların önde bulunmasını istiyor ancak topçuların tümenin önüne geçmesi, verilen molalardan faydalanılarak gerçekleştiriliyordu.” demiş ve Harp sanatı konusunda yeni bir çığır açmış. Yeryüzünde, tarihin hiçbir evresinde Komutanlar topçuyu Piyade’nin önünde kullanmayı akıl edememişlerdir. Bütün taktik kitapları NEDENSE piyadeyi önde, Topçuyu arkada kullanmışlardır.


Kitabın 233. sayfasında, içinde “Çünkü üzerinde bulunan ve Türk ordusunun Rusları kuşatma planları en ince ayrıntısına dek belirtilmişti” bozuk cümlesinin de bulunduğu bölümde Erkan-ı Harp Kolağası Nasuhi Bey in yakalanışı anlatılmış. Sarıkamış harekatının kırılma noktası olan bu olayı başka kaynaklardan da araştırmak gerek. Bir Erkan-ı Harp Kolağasının burada anlatıldığı kadar aptalca esir düşeceğine inanamıyorum.

Bir de peksimet konusu var. Çok kuru yani kupkuru olduğu için, ancak kemirilebilen ve kemirirken de roman kahramanlarının dişini kıran peksimet. “Peksimet değil de çarığımın derisi sanki! (sayfa 98) ” denilen peksimet. İkmal ve depolama sistemlerinin çok iptidai olduğu devirlerde seferde denizcilerin ve askerlerin ana besin maddesi olan özel şekilde kurutulmuş ekmek olan peksimet. Yanlış biliyor olabilirim diye TDK’nun sözlüğüne de baktım. “Pişirildikten sonra dilimler hâlinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek” olarak tanımlanmış. Çok kuruduğu için yenemeyen peksimet zaten kurutulmuş bir şey yani. Kurtlananını, nemlendiği için küflendiğini gördüğüm ama yenemeyecek kadar kupkurusunu görmediğim peksimet.

Kar üzerinde gün boyu yapılmış bir intikalde gece mola veriliyor ve geceboyu için “yerlere oturulmamaya çalışılacak! (Sayfa 49) ” diye emir veriliyor ve asker ayakta sabahlayıp ertesi gün intikale devam ediyor. Ben yazara karsız bir ortamda ve bütün gün yürümeden yani yorulmadan, bir gece boyu ayakta sabahlamayı öneriyorum. İnsan limitlerinin tespiti insanlara ilişkin kitap yazarken gerekebilir diye düşünüyorum.

242. Sayfada top artık olması gereken şekilde taşınamadığından, parçalara ayrılarak, bir kısmı at, kalanı artık kendini bile taşıyamayan insan gücüyle taşınmaktadır. Gazi şehirlerimizin parklarında rahatlıkla görebileceğiniz, o devre ait topları bir inceler misiniz? Nasıl sökülebilir ve nasıl taşınabilir?

Anlatmak istediğim şu ki; İnsan boyunu aşan suda boğulmak kötüdür. Ama 1.000 metre derinlikteki suda boğulmak, daha kötü değildir. Bu yüzden de bazı şeyleri abartmaya gerek yoktur.


Sonuç olarak; Yazar ÖNSÖZ’ünde “Harekatın başarısızlığı, harekatı planlayan komutanların hataları ve doğruları elbette tarihçiler tarafından yapılmakta ve bundan sonra da yapılacaktır. Romanda harekatı planlayan komutanlar ve harekatın gidişi ele alınmamış, bu konunun uzman tarihçilerin görevi olduğu düşünülmüştür. Harekatın kendisi ve bu harekatta yaşananlar ile yaşanması muhtemel olaylar bir kurgu halinde romanlaştırılmıştır. Kitabın yazılışı amacı, tarihimizdeki bu hazin harekatın nasıl gerçekleştirildiğini anlatmak, …” demiş. Yazarın bu sözlerini bir kez daha ve dikkatle okursanız, birinci cümlenin bozuk ve tamamının anlaşılmaz olduğunu göreceksiniz. Benim anladığım “Tarih yazmak, tarihçilerin işi, Ben tarihten elde edilecek rantla ilgiliyim” denmek istenmiş. Öyle ya kitabın adında her duyduğumuzda içimizi acıtan SARIKAMIŞ kelimesi olmasaydı, bunca baskı yapabilir miydi ve ben bu kitabı para verip alır mıydım? Kitabın adı SARIKAMIŞ Beyaz Hüzün, Kitabın sırtında sadece SARIKAMIŞ yazıyor.


Bence yazar, ‘ağanın kızına aşık olan fakir çoban’ benzeri konuları yazmalı, ya da en iyisi hiç yazmamalı. Ötesi tarihimize, şehitlerimize saygısızlık gibi

sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
10
  Gülpembe Baybars 7/8/2006 09:47

Okudum, okurken sanki o askerlerle birlikte ben de dondum. Kışın karda servis beklerken üşüdüğümde 'benim üşüdüğüm ne ki, o askerleri düşünmek lâzım' dedim. Çok acıklı bir kitap. Bütün savaş gerçeklerini açıkça ortaya koyuyor. Artık her kar yağışında bu kitabı hatırıyorum. Adı üstünde, 'beyaz hüzün'. Bu kitabı da öğretmenim tavsiye etmişti, iyiki de tavsiye etmiş ve iyiki de okumuşum. Herkes de okumalı. Bütün öğretmenler öğrencilerine okutmalı. -Mutlaka-
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
7
  mjeses 26/7/2006 18:53

göz yaşları içinde kısasürede dualar eşliğiyle okuduğum bir kitap.otobüste göz yaşlarımı tutamadım okurken.etkisinden uzun süre kurtulamadım.arkadşlara tavsiye etim.bir arkadaşımada hediye.herkes okumalı.okukrken yaşıyormuş gibi olunuyor.ismail bilginden Allah razı olsun...
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
7
  ZawazingO 3/7/2006 00:38

AYRICA BIRAKIN BU SONRADAN GÖRME KİTAP OKUR FİGÜRANLIĞINI...

Neden hiç merak edilip araştırılmazda birilerinin zorla dayatması bu sizin tarihiniz okuyun OKUYUN diye emrederek insanları teşvik ederek zaman kaybetiğiniz bunca uğraş...

ŞU CILGIN TÜRKLER de olduğu gibi...

sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
7
  ZawazingO 3/7/2006 00:34

NEDEN SADECE CANNAKALE

Unutulmuş bir tarihe yüz tutan bu kitap belkide bir çoğunuzun ilk defa adını duyduğu utanc verici bir savaşın kanıtıdır...
Zafer cığlıklarıyla anlatılıp durulan ve pekde inanmadığım gecmiş tarihimizde, Üzülerek söylemek gerekirse Bir kaç tanede Olsa YENİLGİLERİMİZ VE KAYBETİĞİMİZ savaşlarımızda var...
Neden YEMENLERDEN Neden SARIKAMIŞTAN Söz edilmezde sadece CANNAKALE ve SAKARYA dan söz edilir birazda sizler düşünün...
Neden ilk defa 2005 yılında anıldı bunca insan ve neden kaderleri gibi 90 bin şehit 90 yıl sonra fark ediliyorlar?
Güzel kitap

sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 
7
  kıvırcık_kkk 29/6/2006 13:54

inanın ki bitiremedim kitabı. hani sonu bilmesem ümitlenir,kurtulurlar belki fln düşünürdüm.ama son da belli hepsi şehit! üzgünüm ama bitiremedim elime de bi daha alamam.umarım hakları bize helaldir.
sizce, bu okuyucu görüşü yararlı mı? Evet | Hayır
 

tüm görüşler >>

  - tiklayin - Bu sayfaya link ver Bu sayfayı birine gönder Bu sayfada hata var!  

(c) Antoloji.Com, 2014. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Antoloji.Com'a aittir. Sitemizde yer alan şiirlerin telif hakları şairlerin kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Yayın Hakkı Notu.
Şu anda buradasınız: SARIKAMIŞ BEYAZ HÜZÜN KİTABI

Antoloji.com
19.12.2014 16:17:58  #.234#
  » Şiir  » Kitap  » Etkinlikler  » Şarkı Sözleri  » Resim  » Forum  » Nedir  » Gruplar  » E-Kart  » Sinema  » Haber  » Bilgi Yarışması  » İletişim
 Antoloji.Com   » Hakkında   » Künye   » Yardım   » İnsan Kaynakları   » İletişim   » Seçim  
[Hata Bildir]